<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>BilimveHayat</title>
	<atom:link href="http://www.bilimvehayat.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bilimvehayat.com</link>
	<description>Bilim ve Hayatın Merkezi</description>
	<pubDate>Sat, 17 May 2008 07:18:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Lost Tüm Bölümler Silinmez Linkler</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/dizi-film/lost-tum-bolumler-silinmez-linkler.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/dizi-film/lost-tum-bolumler-silinmez-linkler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 May 2008 07:18:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dizi-Film]]></category>

		<category><![CDATA[lost]]></category>

		<category><![CDATA[lost bölümleri]]></category>

		<category><![CDATA[lost izle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[BilimveHayat - Forum 
Lost Tüm Bölümler İndirmek İçin Tıkla
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;">[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]</p> <p><img src="http://www.yuzsekiz.com/wp-content/uploads/2007/08/20060403-lost.jpg" alt="null" /></p>
<p><a href="http://www.bilimvehayat.com/forum/lost/lost-tum-bolumler-silinmez-linkler-t9346.0.html;new">Lost Tüm Bölümler İndirmek İçin Tıkla</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/dizi-film/lost-tum-bolumler-silinmez-linkler.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Lost 4. Sezon 10. Bölüm online izle</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/dizi-film/lost-4-sezon-10-bolum-online-izle.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/dizi-film/lost-4-sezon-10-bolum-online-izle.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 14:54:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dizi-Film]]></category>

		<category><![CDATA[10. bölüm]]></category>

		<category><![CDATA[4. sezon]]></category>

		<category><![CDATA[izle]]></category>

		<category><![CDATA[lost]]></category>

		<category><![CDATA[online]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=65</guid>
		<description><![CDATA[[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code] Lost 4. Sezon 10. Bölüm online izle 
Buradan İzle
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lost 4. Sezon 10. Bölüm online izle </p>
<p><a href="http://www.bilimvehayat.com/forum/lost/lost-4-sezon-10-bolum-online-izle-t9316.0.html;new">Buradan İzle</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/dizi-film/lost-4-sezon-10-bolum-online-izle.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurtlar Vadisi Pusu 38. Bölümde Çalan Türkü(Gülüm)</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/muzikler/kurtlar-vadisi-pusu-38-bolumde-calan-turkugulum.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/muzikler/kurtlar-vadisi-pusu-38-bolumde-calan-turkugulum.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 14:40:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Müzikler]]></category>

		<category><![CDATA[gülüm]]></category>

		<category><![CDATA[kurtlar]]></category>

		<category><![CDATA[oldum de uyandım]]></category>

		<category><![CDATA[pusu]]></category>

		<category><![CDATA[vadisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[kurtlar vadisi pusu 38.bolumde calan turku(GülüM)
bu şehir girdap günü
girdapta mehtap günü
feleğin bir suyu var
su değil kezzap gülüm
yigidin harcı zulum
yiğidin borcu ölüm
feleğe dayandım gülüm
öldümde uyandım gülüm.
Kurtlar Vadisi 38. Bölümde Çalan Türkü İndir
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kurtlar vadisi pusu 38.bolumde calan turku(GülüM)</p>
<p>bu şehir girdap günü<br />
girdapta mehtap günü<br />
feleğin bir suyu var<br />
su değil kezzap gülüm<br />
yigidin harcı zulum<br />
yiğidin borcu ölüm<br />
feleğe dayandım gülüm<br />
öldümde uyandım gülüm.</p>
<p><a href="http://www.bilimvehayat.com/forum/kurtlar-vadisi-pusu-38bolumde-calan-turkuoldum-de-uyandim-t9315.0.html">Kurtlar Vadisi 38. Bölümde Çalan Türkü İndir</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/muzikler/kurtlar-vadisi-pusu-38-bolumde-calan-turkugulum.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zenon</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/felsefe/zenon.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/felsefe/zenon.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 14:42:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>

		<category><![CDATA[zenon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[Elealı Zenon, Parmenides&#8217;in öğrencilerinden biriydi ve değişimin mümkün olduğunu iddia eden karşıt öğretilerin mantıksal paradokslara yol açacağını göstermek yoluyla: Parmenides&#8217;in, değişimin mantıksal olarak imkansız olduğuna dair öğretisini savunmaya gayret etmiştir.Zenon, böylesi bir paradoksu, Aşil ve kaplumbağa hikayesiyle göstermeye çalışır: Aşil ve kaplumbağa yarışırlar. İkisi de aynı zamanda (t0 ) yarışa başlarlar ancak kaplumbağa, az bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elealı Zenon, Parmenides&#8217;in öğrencilerinden biriydi ve değişimin mümkün olduğunu iddia eden karşıt öğretilerin mantıksal paradokslara yol açacağını göstermek yoluyla: Parmenides&#8217;in, değişimin mantıksal olarak imkansız olduğuna dair öğretisini savunmaya gayret etmiştir.<span id="more-62"></span>Zenon, böylesi bir paradoksu, Aşil ve kaplumbağa hikayesiyle göstermeye çalışır: Aşil ve kaplumbağa yarışırlar. İkisi de aynı zamanda (t0 ) yarışa başlarlar ancak kaplumbağa, az bir mesafe önde başlar. Diyelim ki Aşil kaplumbağadan 50 kat daha hızlı koşabiliyor. Aşil kaplumbağanın (t0 vaktinde) başladığı noktaya, t1 vaktinde ulaştığında, kaplumbağa Aşil&#8217;in t1 ve t0 arasında kat ettiği mesafenin ellide biri (1/50) kadar daha fazla mesafe kat etmiş olacaktır. Ve Aşil t2 vaktinde kaplumbağanın t1 vaktinde bulunduğu noktaya ulaştığındaysa kaplumbağa, Aşil&#8217;in t2 ile t1 süreleri arasında gittiği yolun ellide biri kadar daha ileriye sürünmüş olacaktır. Ve yarış böyle devam eder. Kaplumbağayla Aşil arasındaki mesafe süratle azalır; ancak Aşil, kaplumbağanın bir önceki zaman dilimindeyken bulunduğu noktaya her ulaşışında kaplumbağa, biraz daha ilerlemiş olacaktır. Dolayısıyla Aşil, hiçbir zaman kaplumbağayı yakalayamayacak yada onu geçemeyecektir.</p>
<p>    Parmanides&#8217;in Pyhthagorascılarla bağlantılı olduğu söylentisi, Zenon&#8217;un Parmenides rasyonalizmine benzer düşünceleri ihtiva ettiğindendir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/felsefe/zenon.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Klonlamanın Yararları</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/genetik/klonlamanin-yararlari.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/genetik/klonlamanin-yararlari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 14:41:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genetik]]></category>

		<category><![CDATA[bilim]]></category>

		<category><![CDATA[klonlanma]]></category>

		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[Nesli tükenmekte olan türlerin klonlanması herkese çok çekici gelmiştir. Avusturalya’dan bir proje 153 yıldır alkol şişesinde kalan bir örnekten ‘Tasmanya Kaplanı’nı klonlamayı amaçlamaktadır. Bir başka arştırma grubu Sibirya buzullarında bulunan 20 000 sene yaşlı bir dokudan mamut klonlamayı amaçlıyor. 

Fakat bu örneklerde DNA parçalar halindedir ve tam genomu tekrar bir araya getirmek imkansızdır. Üstelik çekirdek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nesli tükenmekte olan türlerin klonlanması herkese çok çekici gelmiştir. Avusturalya’dan bir proje 153 yıldır alkol şişesinde kalan bir örnekten ‘Tasmanya Kaplanı’nı klonlamayı amaçlamaktadır. Bir başka arştırma grubu Sibirya buzullarında bulunan 20 000 sene yaşlı bir dokudan mamut klonlamayı amaçlıyor. </p>
<p><span id="more-61"></span></p>
<p>Fakat bu örneklerde DNA parçalar halindedir ve tam genomu tekrar bir araya getirmek imkansızdır. Üstelik çekirdek transferi tekniği tam bir çekirdeği ve fonksiyonel kromozomları gerektirmektedir. Bundan dolayı da sadece DNA yeterli olamamaktadır.<br />
Klonlama için bariz gerekli diğer nesnelerden uygun oositler ve implante edilecek ana rahmidir. Nesli tükenmekte olan türlerin klonlanması akraba olan ve daha sık rastlanan hayvanların yumurta hücreleri ve rahimleri kullanılarak yapılabilir. Fakat bu durumlarda da yumurta hücrelerinin ve rahimlerin daha yakın akraba olan türlerden alınması hamileliğin sonuna kadar başarılı olması için gereklidir. Mesela pandayı klonlamakla ‘kurtarmak’ bu açıdan çok zor olacaktır, çünkü uygun yumurta hücreleri ve uygun rahim bulunabilmesi için yakın akrabası yok. </p>
<p>2.Çiftlik Hayvanları Üretiminde Klonlama </p>
<p>Çekirdek transferi prensip olarak en iyi çiftlik hayvanlarının sonsuz miktarda kopyasını yapmak için kullanılabilir. Pratikte sadece sığır ve domuzların klonlanması yapılacaktır çünkü sadece bu hayvanların klonlanması karlı olacaktır. Klonlanmış elit inekler ABD’de her biri 40 000$’ dan fazla fiyata alıcı bulmaktadırlar. Fakat bu onların gerçek fiyatından ziyade yenilik oldukları için çıkan fiyattır. Etkili olabilmesi için klonlamanın üretim programına entegre olması gerekir ve genetik çeşitliliği korumaya gerekli dikkatin gösterilmesi de zorunludur. Klonların sağlıklı olduğunu ve hakiketen beklenen faydayı ve başarıyı gösterdiklerini ispatlamaları gerekir. Buna ilave olarak tekniğin hayvanların refahını bozmadığı gösterilmelidir. </p>
<p>3.İnsan Tedavi Edici Proteinlerinin Üretimi </p>
<p>İnsan proteinlerine bir çok hastalığın tedavisi için çok büyük gerek duyulmaktadır. Bazıları kandan izole edilebilirken bu işlem hem çok pahalı ve hem de AIDS veya Hepatit C bulaşma riski de söz konusudur. Proteinler hücre kültür ortamında üretilebilir, fakat bu yöntem de çok pahalı ve verimi çok düşüktür. Çok büyük verimle proteinler bakteri veya mayada üretilebilir. Fakat bunlarda da proteinlerin saflaştırılması çok zor, proteinlerin gerekli post-translasyon değişimleri de yoktur ve dolayısıyla gerekli olan in vivo etkileri olmayabilir.<br />
Bunlara karşın düzgün post-translasyon değişimleri olan insan proteinleri transgenik koyun, keçi ve ineklerin sütünden 40gr/L miktarında ve nispeten daha ucuz bir şekilde üretilebilir. PPL Therapeutics firması, alfa-1-antitripsini, sistik fibrosis ve amfisemanın tedavi edilmesi için 3 klinik deneme gerçekleştirmiş ve sonunda üretebilmişlerdir. Alfa-1-antitripsin geni koyunun zigot hücresine aktarılarak transgenik koyun üretilmiştir. Daha sonra bu koyun veya diğer transgenik süt hayvanları kopyalanarak genin yeni kopyalarda devam etmesi sonucu istenilen proteini üreten tek tip canlılar yaratılabilmiştir. Çekirdek transferi tekniği insan genlerinin genomda anlam kazanmasını arttıran spesifik bir noktaya sokulmasına izin verir. Çekirdek transferiyle transgenik hayvan oluşturulmasının pronükleer enjeksiyonun üzerinde diğer büyük avantajı, denek hayvanlarının yarısından azının kullanılmasıdır. Ayrıca, dölün cinsiyetini de belirleyebilmek, üretim stokunun oluşturulması için gerekli zamanı önemli derecede azaltmaktadır. </p>
<p>Günümüzde, transgenik hayvanlar, kendi süt proteinleriyle beraber insan proteinlerini de üretiyorlar. Bu verimi kısıtlıyor ve bazı proteinlerin durumunda birkaç süte has proteinin çıkarılması da büyük avantaj sağlayabilir. Bu durum için örnek olarak serum albumini verilebilir, yanıkların ve diğer yaraların tedavisi için senelik talep 600 tondur. Bu proteinin üretimi sığırda olabilir ve amaç, sığır albumin genini insan albumin geniyle değiştirmektir. </p>
<p>4.Ksenotransplantasyon<br />
(ayrı cinslerden olan organizmalar arasında doku nakli) </p>
<p>Organ nakli için gereken organların kıtlığı nedeniyle genetiksel olarak değiştirilmiş domuzlar birkaç firma tarafından üretilmeye başlanmıştır. Şimdiye kadar sadece gen aktarımı yapılarak transgenik hayvanlar elde edilmiştir. Şu anda alfa-galaktozil transferaz geninin domuz genlerinden yok edilmesi ile uğraşılmaktadır. Çünkü bu enzimin aktivitesi domuz dokularını insan bağışıklık sistemine de tanıtan karbohidrat gruplarını taşımasıdır. </p>
<p>nükleus tarnsferi yapıldığında domuzun kendi genleri tabir yerinde ise silinecektir. Genleri silmek imkanı bu tür kseno nakillerin başarılarını arttırmaktadır. Şaşırtıcı olarak, vücudumuzda bulunan  ve domuz organlarına karşı tepki veren antikorların çoğu sadece tek bir karbonhidrat bağını tanır; galaktoz alfa (1,3) galaktoz. Bu şeker grubunun işlevsel olarak önemli olmadığı düşünülüyor çünkü ne maymunlarda, ne de insanlarda bu grup bulunmamaktadır. Bu şeker grubunu ekleyen enzim glikoziltransferazı domuzlarda sildikten sonra, nakledilmiş organların reddedilmesinin önemli derecede düşeceği beklentisi bulunmaktadır. </p>
<p>5.Hücre Üzerinde Terapiler </p>
<p>Hücre transplantları lösemi ve Parkinson hastalığı, kalp krizi, felç ve diabet dahil bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Çoğu zaman bağışıklık sisteminin tepkisini önlemek için hücre nakli yakın akrabadan yapılmaktadır. </p>
<p>Dolly’nin olgun koyun hücresinden klonlanabilmesi şunu gösteriyor ki, tamamen farklılaşmış hücreler bile herhangi bir hücreye tekrar programlanabilir. Şimdilik bunu sadece döllenmemiş yumurta hücresinin sitoplazmasında inkübe ederek yapabiliriz. Bu konuda daha fazla bilgi elde ettiğimiz zaman insanlar için tekrar programlamayı yumurta hücresi kullanmadan da yapabiliriz. Bu da hastanın nakil için gerekli olan hücre ihtiyacını kendinden karşılayarak; zaman, para ve uyuşmazlık belirsizliğinin getirdiği kayıpları önlemiş oluruz. Hücreler hastadan arınacak ve istenilen hücre tipine dönüştürüldükten sonra geri hastaya nakledilecektir. Bu olayda iştirak eden mekanizmaları daha iyi anlamakla, insanın kendi hücrelerini, hiçbir insan embriyosu oluşturmadan (ve mahvetmeden), hastanın kendi hücrelerini tekrar programlamakla elde edebiliriz. </p>
<p>6.Besin Elementleri </p>
<p>Sütün besin içeriğini değiştirmek için bir çok potansiyel fırsat var. Mesela, inek sütü danalar için çok uygun fakat vaktinden evvel doğan bebekler için değil. Nükleus transferi kullanarak gen eklenmesi, üretilen sütün içerisindeki bir veya birkaç inek proteinleri yerine insan proteinleri içermesini sağlayacak ve dolayısıyla bu tür özel tüketiciler için de besin kalitesi artmış olacaktır. Bazı insanlar inek sütündeki spesifik proteinler için bağışıklık sistemi reaksiyonu veriyorlar veya laktoz şekerine tolerant değillerdir. Gen eklenmesiyle böyle bir problem çıkaran bileşenleri içermeyen süt üreten inekleri oluşturmak mümkün olacaktır.</p>
<p>7. Hayvan Hastalıklarından Modeller </p>
<p>Nükleus transferi tekniğiyle, gen eklenmesi uygulanabilir türlerin sayısı artacak ve insan hastalıklarının tedavisi için daha iyi modeller denenebilecektir. Koyun ve insanda akciğer fizyolojisi çok benzer ve dolayısıyla sistik fibrosis mutasyonuna uğratılmış ve bu mutasyonu homozigot olarak taşıyan koyunlar, insan sistik fibrosis fenotipine benzer bir fenotip göstereceklerdir. Bir hayvanda kasıtlı olarak mutasyon oluşturulması kamuda sorun çıkarmıştır. Dolayısıyla böyle bir model oluşturulmadan önce, etik konularda haklı çıkılması gerekmektedir. </p>
<p>Spesifik mutasyonlar yaptırılmış fareler insan hastalıklarını öğrenmek için kullanışlı model olduklarını ispat ettiler. Bazı durumlarda insan ve fareler arasındaki fark, fareye yapılan mutasyonun etkisi insandaki gibi olmayacağının anlamına gelmesidir. Bu durum sistik fibrosis mutasyonu için de geçerlidir. Farelerde bu genin mutasyona uğratılması sonucunda klorür kanallarındaki fark akciğer fizyolojisindeki farkla pek alakalı değildir. </p>
<p>8.Yaşlanma ve Kanser Araştırmaları </p>
<p>Her birimiz tek hücre olarak başlıyoruz, fakat doğduğumuz zaman, hücrelerimizin çoğu en az 20-30 kere bölünmüş olmaktadır. Her hücre bölünmesinde, DNA replikasyonundaki küçük hatalar-somatik mutasyonlar oluşuyor ve bunlar da yaşlanmaya sebep olmakta ve biz yaşlandıkça da kansere sebep olabileceği düşünülmektedir. Bu hipotez, olgun hayvanlardan çekirdek nakli yaparak denenebilir. Teoride bu şu an koyunda yapılabilmektedir, fakat teknolojinin fareler gibi kısa ömürlü canlılarda da kullanabilirliğinin ispatlaması, daha fazla ilerleyebilmek için gereklidir. </p>
<p>Ayrıca, çekirdek transferi, milyonlarca hücreyi aynı anda yönetebilmek, bize homolog rekombinasyonlarla daha spesifik genetik değişiklikler yapmamıza imkan vermektedir. Bunların arasında, genlerin silinmesi, yeni genlerin eklenmesi ve tek baz eklenerek veya çıkarılarak tüm genetik kodun değiştirilmesi gibi aynen insan genetik hastalıklarındaki işlemler yapılabilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/genetik/klonlamanin-yararlari.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Astronomi Ve Uzay(Resim)</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/astronomi-ve-uzayresim.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/astronomi-ve-uzayresim.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 14:34:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim Dalları]]></category>

		<category><![CDATA[bilim]]></category>

		<category><![CDATA[uzay]]></category>

		<category><![CDATA[uzay resimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[Astronomi ve uzay hakkında sizi hayrete düşürecek,bilgilendirecek resimler&#8230;













]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Astronomi ve uzay hakkında sizi hayrete düşürecek,bilgilendirecek resimler&#8230;</p>
<p><span id="more-60"></span></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=25" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=26" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=27" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=28" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=29" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=47" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=49" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=51" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=54" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=100" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=380" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/index2.php?option=com_datsogallery&#038;func=wmark&#038;mid=381" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/astronomi-ve-uzayresim.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Ölçü Birimleri</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/osmanli-olcu-birimleri.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/osmanli-olcu-birimleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 14:28:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim Dalları]]></category>

		<category><![CDATA[bilim]]></category>

		<category><![CDATA[osmanlı ölçü birimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıda Osmanlı Devleti döneminde kullanılan ölçü birimlerinin günümüzdeki karşılıkları verilerek bu türler hakkında bilgilendirme yapılmıştır.
Suyun debisinin ölçülmesinde kullanılan ölçü birimleri ; Su kaynağının debisinin ölçülmesinde birim olarak “lüle” kullanılmıştır. 1 lüle yaklaşık olarak 26 mm çapında bir borudur ve dakikada 36 litre su akıtır. Günlük yaklaşık 52 m3 su olarak kabul edilir. Şehir içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıda Osmanlı Devleti döneminde kullanılan ölçü birimlerinin günümüzdeki karşılıkları verilerek bu türler hakkında bilgilendirme yapılmıştır.</p>
<p><span id="more-59"></span>Suyun debisinin ölçülmesinde kullanılan ölçü birimleri ; Su kaynağının debisinin ölçülmesinde birim olarak “lüle” kullanılmıştır. 1 lüle yaklaşık olarak 26 mm çapında bir borudur ve dakikada 36 litre su akıtır. Günlük yaklaşık 52 m3 su olarak kabul edilir. Şehir içinde yer alan su taksim istasyonlarında bulunan dağıtım sandıklarında kullanılan boruların günlük debisi ise dağıtım yapılan bölgenin ihtiyacına göre ayarlanmıştır ve aşağıdaki gibidir. 1 Hilal 0,5625 lt/Dak. (Günde-0,81 m3)<br />
Çuvaldız 1,125 lt/Dak. (Günde-1,62 m3)<br />
1 Masura 4,5 lt/Dak. (Günde-6,48 m3)<br />
1 Kamış 9 lt/Dak. (Günde-12,96 m3)<br />
1 Lüle 36 lt/Dak. (Günde- 51,84 m3 ~ 52 m3)</p>
<p>Uzunluk ölçüleri ;<br />
Uzunluk ölçü birimi olarak “arşın” kullanılmış olmakla beraber , çarşı arşını ile mimar arşını ( Zira-ı Mimari / Zira ) ve dolayısıyla alt birimleride birbirinden farklıdır.<br />
Çarşı ölçüleri<br />
1 Arşın 0,6858 mt.<br />
1 Rub (urub) 0,0857 mt. (1/8 Arşın)<br />
1 Kerrab (Kirâh) 0,0428 mt. (1/16 Arşın)<br />
1 Endaze 0,6525 mt.<br />
Mimar ölçüleri<br />
1 Arşın (Zira) 0,757738 mt.<br />
1 Parmak (1/24 zira) 0,031572 mt.<br />
1 Hat (1/12 parmak) 0,002631 mt.<br />
1 Nokta (1/12 hat) 0,000219 mt.<br />
Çarşı ölçü birimi ve 68,58 cm’e karşılık gelen Arşın ölçü birimi ile yine bir çarşı ölçü birimi olan ve 65,25 cm’e karşılık gelen Endaze ölçüleri birbirlerine çok yakın değerlerdedir. </p>
<p>Ağırlık ölçüleri ; </p>
<p>1 Çeki (4 Kantar) 225,79832 kg.<br />
1 Kantar (44 Okka) 56,44958 kg.<br />
1 Batman (6 Okka) 7,69767 kg.<br />
1 Okka/Kıyye (400 Dirhem) 1,282945 kg.<br />
1 Dirhem 3,2073625 gr.<br />
1 Miskal 4,5819464 gr.<br />
7 Miskal (10 Dirhem) 32,073625 gr.<br />
1 Denk (1/4 Dirhem) 0,80184 gr.<br />
1 Kırat (1/4 denk) 0,20046 gr.<br />
1 Buğday (1/4 kırat) 0,05011 gr. </p>
<p>Mehmet İzzet’in 1912 baskısı İlm-i Hisab kitabına göre ise ağırlık ölçüleri farklı tarif edilmektedir. </p>
<p>Evzan-ı Kebire ( Büyük ağırlık ölçüleri) ;<br />
1 Çeki 225,978 kg.<br />
1 Kantar 56,450 kg.<br />
1 Batman 7,692 kg.<br />
1 Kıyye 1,282 kg.<br />
Evzan-ı Mutavassıta ( Orta ağırlık ölçüleri) ;<br />
1 Dirhem 3,207 gr.<br />
1 Miskal 4,810 gr. ( 1,5 Dirhem )<br />
1 Denk 0,80175 gr. ( 1/4 Dirhem )<br />
Evzan-ı Hafife ( Hafif ağırlık ölçüleri) ;<br />
1 Kırat 0,20043 gr. ( 1/4 Denk )<br />
1 Bağdadi 0,0501 gr. ( 1/4 Kırat )<br />
1 Fitil 0,0125 gr. ( 1/4 Bağdadi )<br />
1 Nakir 0,00626 gr. ( 1/2 Fitil )<br />
1 Kıtmır 0,00313 gr. ( 1/2 Nakir )<br />
1 Zerre 0,00156 gr. ( 1/2 Kıtmır ) </p>
<p>Alan Ölçüleri ; </p>
<p>1 Hektar = ( 11 Dönüm ) = 10.105,337 m2 = ( 17.600 zirakare )<br />
1 Dönüm = ( 4 Evlek ) = 918,667 m2 = ( 1.600 zirakare ) = ( 40 x 40 zira )<br />
1 Evlek = 229,666 m2 = ( 400 zirakare ) = ( 20 x 20 zira )<br />
1 Zirakare= 0,57416 m2</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/osmanli-olcu-birimleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Fotoğrafçılık Terimleri</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/dijital-fotografcilik-terimleri.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/dijital-fotografcilik-terimleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 14:26:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim Dalları]]></category>

		<category><![CDATA[bilim]]></category>

		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=58</guid>
		<description><![CDATA[Bu bölümde, dijital fotoğrafçılık dünyasının kendisine özgü terimleri üzerinde duracağız. Daha önce Temel Fotoğraf Terimleri kısmında incelediğimiz konulara burada değinmeyeceğimiz için, fotografik bilgi için, o bölümden yararlanabilirsiniz. Bu bölümün amacı, çekilen fotoğrafın dijital dünyadaki durumu ve dijital fotoğraf makinelerinin, fotoğrafçılığa kattığı yeni terimler. Megapixel

Dijital fotoğrafçılıkta en sık duyacağımız terimlerden birisidir. Çekilen bir fotoğrafın, toplamda ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu bölümde, dijital fotoğrafçılık dünyasının kendisine özgü terimleri üzerinde duracağız. Daha önce Temel Fotoğraf Terimleri kısmında incelediğimiz konulara burada değinmeyeceğimiz için, fotografik bilgi için, o bölümden yararlanabilirsiniz. Bu bölümün amacı, çekilen fotoğrafın dijital dünyadaki durumu ve dijital fotoğraf makinelerinin, fotoğrafçılığa kattığı yeni terimler. Megapixel<br />
<span id="more-58"></span></p>
<p>Dijital fotoğrafçılıkta en sık duyacağımız terimlerden birisidir. Çekilen bir fotoğrafın, toplamda ne kadar milyon pikselden oluştuğunu belirtir. Bu, yatay ve dikey piksellerin yani çözünürlüğün çarpımı ile elde edilen bir sayıdır ve yaklaşık değere yuvarlanır.</p>
<p>Günümüzde megapiksel (MP) tabanı 2 ve üzeridir. Yani bugün bir dijital kamera almak isterseniz, 2MP altında bir cihaz bulma şansınız pek yok. 2 MP ise, 1600&#215;1200 çözünürlüğü demektir.</p>
<p>Şu sıralar en yaygın çözünürlük, 5 MP ve 6 MP’dir. 5MP fotoğraflar genelde consumer serisi cihazlardadır ve 2560&#215;1920 çözünürlüğündedir. 6MP ise, daha çok profesyonel SLR cihazların taban çözünürlüğüdür ve 3072&#215;2048 çözünürlüğü sağlar. Dikkat edilirse, profesyonel cihazlarda yatay ve dikey çözünürlüklerin oranı, diğerlerine göre biraz daha farklıdır ve bunu aşağıda “film rasyosu” bölümünde inceleyeceğiz.</p>
<p>Şu sıralar en yüksek megapiksel sunan cihaz, Kodak’ın DCS14n modelidir ve 14 MP çözünürlük sunar. Fakat çok yakın zamanda bu rakamı 20MP gibi görmemiz mümkün görünüyor. Bu iş, giderek gelişiyor ve tıpkı işlemcilerde olduğu gibi, sensörler de giderek yüksek megapiksel sunuyorlar.</p>
<p>Film Rasyosu</p>
<p>Bir dijital filmin çözünürlüğünde, yatay alanın, dikey alana oranına image ratio veya rasyo denir. Profesyonel seri cihazlar, genelde 35mm klasik filmle eşdeğer olarak, 3/2 rasyosunu kullanırlar. Yani yataydaki her üç piksele karşılık, dikeyde iki piksel oranını korurlar. Örneğin 6MP bir dSLR makine, 3072&#215;2048 çözünürlüğünde foto çeker.</p>
<p>Buna karşılık consumer ve prosumer serisi cihazlar, ideal ekran rasyosu olan 4/3’ü kullanır. Bunlarda, yatayda her 4 piksele karşılık, dikeyde 3 piksel ile orantı kurulur.</p>
<p>Burada bir önemli noktaya gelmiş oluyoruz. Profesyonel cihazlar genelde “kağıt üzerine baskı” alanında çalıştıklarından, kağıt baskı temellerini baz alırlar. Oysa giriş ve orta seviye cihazlarda hedef doğrudan kağıt değil, ekrandır ve ekran çözünürlüklerindeki yaygın olan 4/3 rasyosunu baz alırlar.</p>
<p>Tabi bu durum, giriş seviyesi cihazlarla çekilen fotoların kağıda bastırılamayacağı anlamına gelmez. Onlar da fotoğraf kağıdına basılır ve hiçbir sorun yaşanmaz. Sadece kağıt ebatlarına göre sağdan soldan/yukarıdan aşağıdan ufak kırpmalar yapılabilir ki, bazen aynı kırpmalar, profesyonel cihazlar için de yapılmaktadır.</p>
<p>Dijital Kayıt Formatları</p>
<p>Dijital dünyada fotografik objeler, bir sıkıştırma formatı ile bilgisayara aktarılır. Dijital kameralar, bu işi çekim sırasında halleder. Kimyasal fotoğraflar ise, tarama sonrası dijital ortama aktarılırlar.</p>
<p>En yaygın kullanılan fotoğraf formatı JPEG’dir. JPEG, kayıplı bir algoritmadır yani JPEG ile sıkıştırılan fotoğraflarda, gözün göremeyeceği veya çok zor göreceği bazı kayıplar oluşur ama yer ve zaman kazancı o kadar fazladır ki, buna göz yumulur.</p>
<p>JPEG formatında, sıkıştırma kalitesi veya algoritmaları seçilebilir. Ama JPEG, sürekli okunup yazıldıkça (yeniden kaydedildikçe), her seferinde biraz daha fazla kalite kaybettirir. Bu sebeple, fotoğraflarımız ile foto editörleri aracılığıyla oynama yaparken, orjinallerini muhafaza etmeli, aynı jpeg’i defalarca kaydetmek yerine, bunu önce kayıpsız bir formata dönüştürüp, çalışmaları onun üzerinde yapmalı ve nihai aşamada jpeg’e geri dönmeliyiz.</p>
<p>Dijital dünyada kayıpsız formatlar da vardır. Bunlardan en yaygın olanı TIFF formatıdır ve kayba izin vermez. Eski ve yaygındır. Bununla birlikte başka kayıpsız formatlar da vardır. Örneğin PNG gibi. TIFF, artık fazla yer tuttuğu için pek önerilmiyor ama yaygınlığı sebebiyle, çok yerde kullanılıyor.</p>
<p>En büyük yer tutan format ise BMP formatıdır ve malesef, basit dosyaları devasa boyutlara getirebilir bu format.</p>
<p>RAW Formatı</p>
<p>RAW, dijital fotoğraf makinelerinin negatifi olarak tanımlanır. CCD veya CMOS üzerindeki ham veriyi, hiçbir görsel işleme tabi tutmadan bilgisayara aktarmayı sağlar. Zira aksi belirtilmedikçe dijital kameralar bazı görsel işlemler yaparlar.</p>
<p>Çekilen bir foto, JPEG olarak kaydedilmeden önce ona white balance uygulanır, ardından keskinlik (sharpening) ayarı (makinede vardır, tarafımızdan belirlenen bir değerdir) uygulanır, benzer şekilde kontrast uygulanır ve son olarak, fotoğraf tanımlanan ölçüde kayıplı olarak sıkıştırılarak, belleğe saklanır. RAW ise, bunların hiçbirini yapmadan fotoğrafı “ham haliyle” kaydeder ve bir RAW editör yazılımıyla, bu ayarları bilgisayar başında kendinizin yapmanızı sağlar. Bu bir anlamda “dijital film banyosu” olarak düşünülmelidir.</p>
<p>Her dijital fotoğraf makinesi RAW formatında kaydedemez. Yeni ve gelişmiş makineler bu işlemi yapabilmektedir. RAW formatı, kayıplı bir sıkıştırma olmadığından, disk ve dijital bellek üzerinde fazla yer tutar, kaydetmesi ve aktarması da fazla zaman alır. Ama ciddi fotoğraflar genellikle RAW formatıyla çekilir ki, üzerinde istenen ayarlamalar yapılabilsin.</p>
<p>CCD ve CMOS</p>
<p>CCD veya CMOS, bildiğimiz elektronik devreler gibidir sürekli kullanılan “elektronik film” görevi görürler. Bu cihazların üzerinde, en az cihazın çözünürlüğü kadar sensör/devre vardır ve bu devreler, o noktaya düşen ışığı piksel cinsinden dijital ortama yansıtırlar. Yani 5MP bir dijital fotoğraf makinesi üzerinde, 2560 x 1920 yani yaklaşık 5 milyon adet mini sensör bulunur.</p>
<p>CCD’ler ile CMOS’lar arasında en genel tanım, birisinin daha iyi, diğerinin eski teknoloji olduğu şeklindedir ama bu doğru bir tanımlama olmaz. Günümüzde Canon firması, CMOS’u o kadar geliştirmiştir ki, benim diyen CCD’ye taş çıkaracak sonuçlar üretmektedir.</p>
<p>Ama profesyonel üreticileri devre dışı bıraktığımızda CCD teknolojisi, CMOS’tan biraz daha üstün görünmektedir. Tabi bu, bir “teknolojik altyapı” anlamına gelmez. Yani PC’mize alacağımız anakartı seçer gibi, CMOS ya da CCD seçmek “bütünüyle anlamsız” ve sık yapılan bir hatadır. Dijital kameralar, örnek fotoğraflarına yani verdikleri sonuçlara göre seçilir. O makinenin içinde nasıl bir devre olduğu, kullanıcıyı hiç ama hiç ilgilendirmemektedir. Onun için önemli olan, nihai aşamada elde ettiği fotoğrafın kalitesi ve berraklığıdır.</p>
<p>CCD ile CMOS arasında temel farklardan birisi de enerji kullanımıdır. CCD, daha fazla enerji harcar, daha çok ısınır, CMOS ise bunun tersidir ama bu da, kullanıcıyı ilgilendiren bir durum değildir. Yani burada tartışılan işlemci farkı, PC dünyasındaki “intel mi amd mi” tartışması gibi değildir. Kullanıcı sonuçlarla ilgilenir, elektronik devre ile değil. Zira bu aletlerde bir “parça upgrade” söz konusu değildir. Az enerji veya çok enerji harcaması da kullanıcı açısından “anlamsızdır”. Onun için anlamlı olan, tam dolu bir pil ile kaç poz çekebildiğidir. CCD’li bir kamera, daha yüksek amperli bir pil koyup, daha fazla çekim yapma imkanı verdikten sonra, fotoğrafçıyı neden ilgilendirsin ki, hangisinin daha fazla poz çektiği ?</p>
<p>Bu konuyu detaylıca anlatmakta fayda var zira dijital kamera kullanımı, PC kullanıcılarına has bir durum değildir. Hatta PC kullanıcıları, bu piyasaya en son giren kullanıcı kesimidir, asıl dijital kamera kullanıcılarının çoğu bilgisayardan anlamaz bile. Buna karşılık PC bazlı kullanıcılar, kameraları “CCD varmış, iyiymiş, bunu alayım” ya da “vaaaay, bunun megapikseli ötekinden daha yüksek, bunu alayım” gibi yanlış değerlendirmeler yapabilmektedir.</p>
<p>Elbette ki yüksek MP daha iyidir ama aynı koşullar ve netlik altında yüksek MP daha iyidir. Yüksek MP için kalite kaybı veya yüksek fiyat maliyeti söz konusu oluyorsa, düşük olan daha doğru bir tercihtir. Donanımcılar iyi bilirler ki, bir bilgisayar sistemini değerlendirmede en büyük hata, sadece işlemcinin hızına bakarak karar vermektir. Bu sebeple sadece MP’e bakarak karar verme veya sadece işlemci tipine (CMOS/CCD) bakmak da, aynı büyük hatadır.</p>
<p>Tercihlerde temel kriterler sırasıyla, görüntü kalitesi, ergonomi, fiyat/performans, dayanıklılık/uyumluluk olmalıdır. Bunu bir kenara not edelim zira bu işle ilgilenenler, tıpkı PC upgrade eder gibi, 3-5 senede bir kamera upgrade etmeye hazırlıklı olsunlar. Yakıcı bir hobidir bu çünkü <img src='http://www.bilimvehayat.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Noise</p>
<p>Noise, bir fotoğraftaki istenmeyen noktacıklardır. Film dünyasında buna grain adı verilirken, dijital dünyada noise (gürültü) denmektedir. Sensörlerin kendisine düşen ışığı doğru analiz edememesi ile ilgili bir durumdur ve noise seviyesi yükseldikçe, görüntü kalitesi düşer.</p>
<p>Günümüzde iyi makineler, çok az noise üretmeleriyle ünlüdür. Buna karşılık daha düşük kalite makineler, daha fazla gürültü üretirler ve görüntü kalitesini bozarlar. Bu noktacıklar, özellikle açık renk alanlarda iyice çekilmezleşebilir.</p>
<p>Noise seviyesi, muhtelif parametrelerle ilgilidir. Ortak noise problemleri, yüksek ISO değerlerinde ve az ışıklı ortamlarda kendisini gösterir. Buna karşılık ortak olmayan noise problemleri de vardır ve makineden makineye farklılık gösterebilir.</p>
<p>Bazı makinelerin dijital algoritmaları, noise seviyesini düşürecek şekilde gelişmişken, bazıları değildir. Benzer şekilde bazı yüksek MP değerine sahip makinelerde CCD/CMOS’taki devreler kalitesizdir ve fazla noise üretir.</p>
<p>Bu durum, devrelerin birbirine yakınlığı ile de ilgilidir. Nasıl işlemcilere daha fazla transistör sığdırdıkça, daha fazla ısı sorunu ortaya çıkıyorsa, CMOS ve CCD’lere de daha fazla piksel koymak, daha çok noise üretmesini sağlamaktadır zira noise, pikseller arası elektronik bir sorundur.</p>
<p>Bu sebeple, kaliteli profesyonel cihazlar yüksek MP değerlerine sahip olmalarına rağmen, ışık devrecikleri arasındaki mesafe daha fazladır ve sensörler birbirini daha az etkiler. Buna karşılık daha ucuz makinelerde sensörler daha sıkışık bir alana toplanır ve noise artar zira sensörler birbirine parazit yapar.</p>
<p>Pahalı makineler büyük sensörler kullanabilir. Büyük sensörler daha pahalı, daha maliyetlidir ve makinenin ebatları da buna müsaittir. Oysa müşteri seviyesi cihazlar daha ufak sensör kullanır ve maliyetten kurtarmaya çalışır. Kaldı ki, giriş seviyesi cihazlar genelde ufaktır ve bir de “yer” sorunları vardır.</p>
<p>Bu konudaki detayları, daha sonra bir yazımda açıklamaya çalışacağım.</p>
<p>Ölü Piksel</p>
<p>Makinedeki CCD/CMOS sensörlerinden birisinin arızalı olması durumudur. Bu durumda ilgili piksele karşılık gelen alanda hiçbirşey olmaz. Ölü pikseller bazen beyaz bir nokta, bazen renkli bir nokta şeklinde belirir ve her fotoğrafta bulunur.</p>
<p>Bu bir hatadır. Tıpkı LCD ekranlarda olduğu gibi, ölü piksellerin fazlalığı çok rahatsız edicidir. Fazla sayıda ise, cihaz değiştirilmelidir. Hatta yüksek kaliteli profesyonel cihazlarda, tek bir ölü piksele bile tahammül olmaz ve garanti kapsamındadır.</p>
<p>Ölü piksellerin giderilmesi, photoshop gibi yazılımlarla çok kolay yapılabilir ama çok fazla ölü piksel olursa, bu iş çok yorucu bir hale gelebilir.</p>
<p>Bu sebeple, cihazı almadan önce ölü piksel testinizi iyice yapın ki, sonra bu “baş ağrısı” ile uğraşmak durumunda kalmayın.</p>
<p>EXIF Bilgileri</p>
<p>Bir dijital fotoğraf, sadece görüntü imajından oluşmaz. İçinde, o fotoğraf hakkında diğer bilgileri de barındırır. Bu bilgilere EXIF (Exchangeable Image File) adı verilir.</p>
<p>EXIF bilgileri, fotoğrafın hangi makineyle, ne zaman, hangi fotografik detaylarla çekildiğini, pozlama süresini, diyafram açıklığını ve diğer birçok bilgiyi barındırır. Bu bilgiler, birçok fotoğrafçı için çok önemlidir ve fotoğraf anını kağıda not almak yerine, bu bilgilerden yararlanılır.</p>
<p>Günümüzde hemen tüm dijital kameralar, EXIF bilgilerini kaydedebilmektedir. EXIF bilgileri, fotoğrafın büyüklüğünü biraz artırdığı için, web ortamında yayımlanan fotoğraflarda bu bilgiler genelde temizlenerek, alan kazancı sağlanır. Buna karşılık makineden çıkan haliyle JPEG içine gömülüdür ve fotoğraf hakkında tüm detayı sakladığı için, çok büyük rahatlık sağlar. Günümüzün ciddi foto editör programları ile bu detay bilgileri görülebildiği gibi, Windows XP ortamında bile, dosya özelliklerinden inceleme yapılabilir.</p>
<p>Hafıza Kartı</p>
<p>Hafıza kartları, dijital fotoğraf makinesinin filmleri gibidir. Bir elektronik bellektir ve makinenin içine takılır. Çok az enerji tüketirler ve onbinlerce kez yazılıp silinebildikleri için, sınırsız çekim olanağı sağlarlar.</p>
<p>Günümüzde Compact Flash (CF) en yaygın olanıdır ama Memory Stick (MS), Smart Media gibi çeşitleri vardır.</p>
<p>Hafıza kartları, makineniz hangilerini destekliyorsa o yapıda olmalıdır. Bazı makineler, birden fazla tipte hafıza kartını destekleyebilmektedir.</p>
<p>Günümüzde hafızaların fiyatları oldukça düşmüştür. Özellikle CF kartı fiyatları, son derece ucuzlamış, hızları da çok artmıştır. Hızlı bir hafıza kartı, fotoğrafların hızla aktarılmasını sağlayacağı için, hem çekim sırasında ve hem de PC’ye aktarırken avantaj sağlar.</p>
<p>Yukarıdakilerin dışında, farklı bir hafıza tipi daha vardır ama bir kart şeklinde değildir. Lisansı IBM’e ait olan “microdrive”, aslında CF kartı büyüklüğünde bir mini disktir. Genel olarak MB başına maliyeti daha düşüktür ve bazı modelleri hızlıdır ama bazı dezavantajları da vardır. Örneğin fazla enerji harcarlar ve ilk açılışı biraz yavaşlatabilirler. Tabi bir manyetik disk ve hareketli bir ünite olduğundan, düşme/çarpma gibi durumlara hafıza kartlarından daha duyarlıdır.</p>
<p>Buffer</p>
<p>Buffer, bir tampon bellektir ve çekilen fotoğrafın karta aktarılmadan önce bulunduğu alandır. Temel olarak kayıt işlemi şöyle yürür.</p>
<p>Bir fotoğraf çekilir ve onun CCD üzerindeki hali, buffer dediğimiz alana aktarılır. Bundan sonra (makinenin ayarlarına göre) bir dizi prosesten geçer ve nihai JPEG (veya RAW) oluştuktan sonra, o dosya, karta aktarılır.</p>
<p>Buffer’lar genelde birkaç kareyi ardarda çekebilecek kadar büyüktür. Zaten işlevleri de, fotoğrafçıya bu şansı vermektir zira buffer olmasa, her çekilen görüntü önce prosesten geçecek, sonra karta yazılacaktır. Bu ciddi bir süredir ve bu süre boyunca yeni fotoğraf çekme şansımız olmaz.</p>
<p>Oysa buffer, ardarda çekilen birkaç fotoğrafı hızla hafızaya alır ve biz yeni kareyi çekmeye çalışırken, onu CF kart üzerine yazan süreç, arka planda devam eder.</p>
<p>Makinelerin burst modda (seri çekim) yapabilecekleri çekim sayısı, buffer büyüklüğüne bağlıdır. Eğer buffer küçükse, seri çekim sayısı azalır, buffer büyükse, seri çekim sayısı artar.</p>
<p>Digital Zoom (Lojik Zoom)</p>
<p>Gerçekte optik olarak yapılmayan ve PC’de makine başında yaptığımız zoom’a benzer bir mantıkla, uzaktaki objeyi yakına getirmeyi amaçlayan ve sadece dijital kameralarda olan bir zoom tipidir. Aslında buna bir zoom demek zor olmakla birlikte, nadiren işe yarayan sonuçları olabilir.</p>
<p>Dijital zoom, optik zoomun bittiği noktada devreye girer ve tıpkı PC’de olduğu gibi, bir görüntü geliştirme tekniği uygulanarak yakınlaştırmayı sağlar.</p>
<p>Dijital zoomun işe yaradığı alanlar, kadrajı temizleme (açıyı rakamsal olarak artırma), görülmeyen/seçilmeyen objeleri vizörden seçilir hale getirme ve objeyi büyütülmüş haliyle fotoğraflama gibi işlere yarayabilir. Ama pek “önerilen” bir zoom değildir ve çoğu dijital kamera sahibi, dijital zoom’u hemen hiç kullanmaz, hatta alır almaz, djital zoom özelliğini kapatır.</p>
<p>Enterpolasyon (Interpolation)</p>
<p>Fotoğrafın megapiksel bazında çözünürlüğünü, lojik olarak artıran sistemdir. Aslında daha düşük bir elektronik/optik çözünürlüğe sahip kameraların, görüntüyü kaydederken bazı algoritmalar kullanarak, onu daha yüksek çözünürlükmüş gibi kaydetmesi önceden sık kullanılan bir yöntemdi.</p>
<p>Günümüzde bu tip çalışmalar, görüntü editörleri tarafından da kolayca ve çok daha etkili olarak yapılabilmektedir. Bu sebeple enterpolasyon ile çözünürlük artırımı, pek de “hoş karşılanan” bir durum değildir.</p>
<p>Bu sebeple dijital kamera alırken, pazarlama tekniği ile “kutuların üzerine yazan” değerleri değil, efektif sensörlerini baz almak gerekir. Genelde Fuji, enterpolasyon yöntemlerini kullanarak, yüksek çözünürlüklü görüntü elde etmektedir. Bu şekilde elde edilen görüntü, özel teknolojiler yardımıyla geliştirdiğinden, efektif MP değerinden daha iyi sonuç verse de, vadettiği çözünürlüğün optik kalitesini sunamamaktadır.</p>
<p>Tercihlerde bu tip konulara dikkat etmek gerekir zira 6 MP diye aldığınız bir makinenin sadece 3 MP reel çözünürlüğü olması, pek de “hoş” bir durum olmaz. Hele ki o cihaza 6MP bandında bir fiyat ödemişseniz. Buna karşılık ikisi 3MP makinenin fiyat dahil tüm özellikleri benzer olurken, birisi enterpolasyonla 6MP’e çıkabiliyorsa, bu elbette bir avantaj olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p>Sharpening (Keskinlik)</p>
<p>Bir görüntünün keskinliği tanımlamak/değiştirmek için kullanılır. Hemen tüm dijital fotoğraf makineleri, kullanıcıya bu konuda parametreler sunar ve bu parametrelerde yapacağınız değişikliklere göre, medyaya kaydedeceğiniz JPEG dosyası, daha da keskinleştirilir veya keskinleştirilmez.</p>
<p>Keskin görüntülerde objeler, birbirinden daha kolay ayrılır, sınırlar daha belirgindir. Fotoğrafı keskinleştirme işi, Photoshop gibi görüntü editörü yazılımlar tarafından da yapılabilir. Bu arada yeri gelmişken şunu belirtelim, Photoshop’ta keskinleştirme işi, en efektif olarak “unsharpen mask” ile yapılmaktadır.</p>
<p>Keskinlik biraz da tercih meselesidir ve kimi kullanıcı çok keskin görüntülerden hoşlanırken, kimisi de biraz daha yumuşatılmış hatları seviyor olabilir.</p>
<p>Keskinlik ile “out of focus” yani odaklanma sorunu birbirine karıştırılmamalıdır. Keskinlik parametresi ne kadar artırılırsa artırılsın, doğru odaklanma yapılmamış bir fotoğraf, boğuk ve flu görünecektir.</p>
<p>RAW kayıtlarda, sharpening uygulanmaz ve imaj, ham haliyle kullanıcıya sunulur. RAW editör yazılımlarıyla dilediğimiz sharpening uygulanıp, JPEG’e nihai şekli verilebilir.</p>
<p>Contrast (Kontrast)</p>
<p>Kontrast da, tıpkı Sharpening gibi bir parametredir ve oluşacak sonuç görüntüde renklerin birbirine zıtlığını belirlemek amacıyla, kullanıcı tarafından değiştirilir. Kontrastı artırılmış fotolarda objeler ve renkler birbirinden daha ayrı ve farklılığı gayet belirgin şekilde sunarken, düşük kontrastta renkler birbirine daha yakınca olur ve fotoğrafa soft (yumuşak) bir hava katar.</p>
<p>Kontrast parametresini de varsayılan ayarlarda tutup, bu tip çalışmaları foto editörü yazılımlarla yapmak daha doğru bir harekettir zira bu yazılımlarda kontrastı dilediğimiz gibi artırabilir veya azaltabiliriz.</p>
<p>RAW kayıtlarda, contrast parametresi değerlendirmeye alınmaz ve imaj, ham haliyle kullanıcıya sunulur. RAW editör yazılımlarıyla dilediğimiz kontrast uygulanıp, JPEG’e nihai şekli verilebilir.</p>
<p>Image Stabilisation</p>
<p>Yüksek optik zoom sağlayan “zoom” ve “telefoto” lenslerde, objeye iyice yakınlaşma durumunda, en ufak bir titreme bile, kadrajda (çerçevelenen alan) çok ciddi sapmalara yol açabilmektedir. Bu sebeple, yüksek zoom değerlerinde tripod kullanılması tavsiye edilir.</p>
<p>Günümüzün yüksek zoom sağlayan dijital kameralarının ve kimyasal SLR makine lenslerinin bazıları, bu ufak titreşimleri absorbe etmek için mekanizmalar içerir. Bu titreşim engelleyip, objeyi düzgün çekilde çekebilmemize yarayan mekanizmaya Image Stabilisation denir.</p>
<p>Eğer sahip olduğumuz lens, 3-4x’in üzerinde optik zoom sağlıyorsa, genellikle “image stabilisation” özelliğine de sahiptir ama böyle bir seçenek vermeyen makineler de vardır. Bu tip makinelerde, eldeki minör titremeler yani tripodsuz çekimler, bazen sıkıntıya yol açar ve objenin çekim sırasında titrediği, bozuk odaklandığı durumlarla karşılaşılabilir.</p>
<p>Eğer yüksek zoom yeteneğine sahip bir lens kullanmak istiyorsak, o lensin IS özelliğine sahip olmasını beklemeli, cihaz alırken bu olanağı sağlayıp sağlamadığını kontrol etmeliyiz. Aksi takdirde maksimum zoomda birçok çekimimiz “çöp” olarak kalabilir.. </p>
<p>White Balance</p>
<p>Dijital kameralarla birlikte fotoğrafçılık gündemine giren kavramlardan birisidir. Ne olduğunu anlamak için, önce renkleri ve renk sıcaklıklarını anlamak gerekir. Biz bu kadar derine inmeden kısaca değineceğiz konuya.</p>
<p>Bir beyaz kartonu sabah gördüğümüzde farklı, öğlen gördüğümüzde farklı, bulutlu havada gördüğümüzde farklı, akşam gün batımında gördüğümüzde farklı tonlar aldığını görürüz. Biz onun beyaz olduğunu biliriz sürekli ama ortamdaki ışık kaynağının ona kattığı bir ekstra renk değeri vardır. Örneğin evin içinde yanan sarı bir lamba, dışarıdan bakıldığında hafif yeşilimtrak ya da buz beyazı havası barındırır. Ama aynı ortamda bildiğimiz ampul kullanılırsa, bu defa sarımtırak bir hava sunar.</p>
<p>İşte tüm bu “ışık kaynağı farklılıkları”, objelerin gerçek renklerini hayli değiştirir ve bu ortam sıcaklığı dikkate alınmadan yapılan çekimlerde, bazen insanların yüzlerinin ölü gibi bembeyaz/hafif yeşilimtrak, bazen de olduğundan çok daha sarı, sıcak, hatta kırmızıya çalan bir halde olduğunu görürüz.</p>
<p>Bu sebeple çekim yaptığımız ortamda, white balance denen bir ayar yapmamız gerekir. White balance (beyaz dengesi), ortamdaki beyazın gerçek beyaz, diğer renklerin de gerçek haline uygun çekim yapabilmemiz için, makineye “ortamdaki renk sıcaklığını” tanıtmak demektir.</p>
<p>Günümüzdeki bir çok makine, ortamdaki renk sıcaklığını kendisi tespit edebilmektedir. Bunu da, en beyaz kareyi baz alarak yapar ama eğer ortamda bunu sağlayacak bir renk dağılımı yoksa, otomatik beyaz dengesi doğru yapılamayabilir. Bu sebeple, renklerle uğraşıp, ışık kaynaklarına aşina oldukça, renk dengesini kendimizin kurması daha doğru bir tercih olacak ve beyaz dengesinin daha doğru yapılmasıyla, daha iyi renk tonları elde edeceğiz.</p>
<p>Örneğin aşağıdaki fotoğraflara bakalım.</p>
<p>Soldaki fotoğrafta renkler, sağdakine göre biraz daha sıcak duruyor. Oysa sağdaki fotoğraftaki renkler, daha doğru renkler. Çünkü sağdaki fotoğraf, doğru “white balance” ayarıyla çekilmiştir. Oysa soldaki fotoğrafta renkler biraz daha sıcak çıksın diye, white balance ayarı yani ortam ışığı bildirimi, bilerek daha farklı ayarlanmıştır.</p>
<p>Işık değeri Calvin (kelvin) ile ölçülür. Aşağıda muhtelif ışık sıcaklık değerlerinin kelvin cinsinden karşılığı ve günlük hayattaki ışık kaynakları karşılığı yer almaktadır.</p>
<p>Işık Kaynağı    Kelvin Karşılığı<br />
Akkor    2500K - 3500K<br />
Alacakaranlık    4000K<br />
Florasan    4000K - 4800K<br />
Güneş Işığı    4800K - 5400K<br />
Bulutlu Gün Işığı    5400K - 6200K<br />
Gölgelik Bölge    6200K - 7800K</p>
<p>Artifacts</p>
<p>Dijital fotoğraftaki bozukluklara verilen genel isimdir. Kimi bozukluklar optik sistemden, kimisi CCD’den, kimisi makinenin JPEG oluşturma algoritmasından kaynaklanabilir.</p>
<p>Bu tip bozulmaların nereden kaynaklandığı çok önemlidir. Buna göre çözüm bulunması mümkünleşir veya kolaylaşır.</p>
<p>Örneğin CCD veya optik sistemden kaynaklanan bozulmalara çözüm bulmak pek mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda, genelde bu sorunla yaşama ya da cihaz değişikliği/tamiratı gibi seçenekler gündeme gelir.</p>
<p>Makinenin kendi algoritmalarından oluşan artifaktların çözümlenmesi ise nispeten daha kolaydır ve makinenin “firmware” denen işletim sistemini değiştirmek, çoğu zaman sorunu giderir. Kimi üreticiler, raporlanan sorunlara göre firmware üretirler. Bazıları bunu kendisi günceller, kimisi ise kullanıcının güncellemesine olanak tanıyacak şekilde dizayn ederler makineleri. Örneğin Sony 717, kullanıcı tarafından firmware güncellemesi yapılamayan bir cihazdır. Ama Canon’un birçok modeli, kullanıcı tarafından güncellenebilir. Firmware güncelleme, BIOS versiyonu yenilemeye çok benzeyen bir işlemdir. Makine alırken, firmware’ı kullanıcı tarafından güncellenebilenleri tercih etmekte fayda var zira firmware sadece bozulmaları (artifacts) değil, diğer birçok elektronik yeteneği de sağlar.</p>
<p>Üçüncü tip bozulmalar, kullanıcı tarafından fazla sıkıştırılan dosyalarda yaşanır. Örneğin JPEG sıkıştırma modunda, kalite düşürüldükçe, fotoğrafta bozulmalar oluşur.</p>
<p>AF Assist Lamp</p>
<p>Günümüzdeki hemen tüm makineler AF yani auto focus (otomatik fokuslama) özelliğine sahiptir. Deklanşöre yarım basınca, fokuslama yapılır. Bazı durumlarda (özellikle ışığın az olduğu ortamlarda) odaklamanın tam yapılıp yapılmadığını anlamak zordur.</p>
<p>Bu sebeple bazı dijital kameralarda, fokuslamanın tamam olduğuna dair bir ışık yanar. Buna AF assist lamp adı verilir ve fokuslamanın yapıldığını belirtir.</p>
<p>Bazı makinelerde fokuslamanın yapıldığı sesli bir uyarı ile de belirtilebilir. Gerek ışık ve gerekse sesli uyarı, gerçekten fotoğrafçıya yardımcı olan unsurlardır zira ışığın az olduğu ortamlarda fokuslama zordur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/dijital-fotografcilik-terimleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Teknolojiyi Yönetmek</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/bilisim-bilim-dallari/teknolojiyi-yonetmek.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/bilisim-bilim-dallari/teknolojiyi-yonetmek.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 14:25:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[BİLİŞİM YÖNETİMİ (Information Management-IM) BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ (Information Technologies-IT) 2. dönemin başında 23 kişilik FL-9A sınıfındaki öğrencilere meslek tercihlerini sorduğumuz bir anket yaptık. Öğrencilerimiz çoğunlukla Bilgisayar (11) ve İşletmede (7) yoğunlaştılar. Bilgisayara elektronik, grafik-tasarım da eklenirse 16 kez, işletmeye ekonomi-iktisat da eklenirse 10 kez seçildiler. 2. dönemin başında 23 kişilik FL-9A sınıfındaki öğrencilere meslek tercihlerini sorduğumuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BİLİŞİM YÖNETİMİ (Information Management-IM) BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ (Information Technologies-IT) 2. dönemin başında 23 kişilik FL-9A sınıfındaki öğrencilere meslek tercihlerini sorduğumuz bir anket yaptık. Öğrencilerimiz çoğunlukla Bilgisayar (11) ve İşletmede (7) yoğunlaştılar. Bilgisayara elektronik, grafik-tasarım da eklenirse 16 kez, işletmeye ekonomi-iktisat da eklenirse 10 kez seçildiler. 2. dönemin başında 23 kişilik FL-9A sınıfındaki öğrencilere meslek tercihlerini sorduğumuz bir anket yaptık. Öğrencilerimiz çoğunlukla Bilgisayar (11) ve İşletmede (7) yoğunlaştılar. Bilgisayara elektronik, grafik-tasarım da eklenirse 16 kez, işletmeye ekonomi-iktisat da eklenirse 10 kez seçildiler. Bu anketten çıkarılabilecek pek çok sonuç olsa da popüler meslekler sıralamasında beklenen sırayı şimdide almış durumda bu iki meslek. Bu yazı, adı bilgisayar mühendisliği olmayan yüzlerce mesleğin bilgisayarla ilgisini ve işletmenin yeni tanımlamalarını içeriyor.<br />
<span id="more-57"></span></p>
<p>Elektronik Müh Endüstri Müh Bilgisayar Müh Genetik Müh Uzay Müh İnşaat Müh Makine Müh Matematik Müh Tıp - Kimya Müh Ziraat Müh Tekstil Müh Gemi Müh Grafik Tasarım Web Reklam Uluslararası İlişki Ekonomi -İktisat İşletme Basın Yayın Psikoloji Tarih Edebiyat</p>
<p>Sorular&#8230;<br />
“Etik Açıdan Doğrumu?” sorusu “Teknoloji mi insanları yönetecek, insanlar mı teknolojiyi?” korkusunun meyvesi iken Bilişim Yönetimi-BY, Bilişim Teknolojisi-BT ve Sistemleri adı altında bir “üst beyin” kavram oluştu önce iş dünyasında sonra da akademide. BY bir meslek dalı mı yada kariyerde gelinebilecek bir nokta mı? Bir BT uzmanı ne işle meşgul olur?</p>
<p>Önce Kısa Tarihçe&#8230;</p>
<p>BY ve BT, ilk insandan bu yana konuşmanın MÖ. 3000 yılında Sümerlerin yazıyı kullanmasıyla şekillendi. MÖ. 2600’lerde Mısırlılar ve papirüsleri, MÖ. 600’lerde Greklerin papirüsleri kitaplaştırması o zamanlarda şartları zorlayan bir BY metodu oldu kütüphanelerde. Hinduların MS. 100 ile 200’lü yıllarda dokuz rakamlı sayı sistemini icatları (günümüzdekinin benzeri), MS. 875’lerde sıfırın bulunması ve abaküsün icadı ile matematik de hakettiği yeri alacaktı BT’nin temellerinin atılmasında.</p>
<p>ve Nedir BY ve BT?&#8230;</p>
<p>Günümüzde dördüncü nesil bilgisayarların ve internetin; mekanik, elektronik ve endüstriyel ürünlerle verimli kullanılmasını öğrenme, öğretme ve her ikisini pazarlama süreci olarak bilinen Bilişim Yönetimi-BY ticaretin tam göbeğinde, paraya yani güce yön vermeye çalışıyor.</p>
<p>Kaba tanımıyla BT ve Sistemleri “girdi, süreç, çıktı ve iletişim problemlerini çözen fonksiyonel, çok amaçlı bir araçtır.”</p>
<p>BY, mühendislik, teknoloji ve işletme yönetimi alanlarında bilgi ve yetenekleri birleştiren disiplinler arası bir bilim olarak 21.y.yılın yüksek teknolojiye sahip kurumlarında liderlik rolünü üstlenecek mühendislere, yönetimsel bir bakış açısı kazandırmayı amaçlar.</p>
<p>BY’nin hedefi, küresel ekonomi içinde imalat, endüstriyel hizmet ve devlet sektörlerinde yer alan, günümüzün karmaşık ve yüksek teknolojiye sahip kurumlarında görev üstlenen, çevre, kalite ve mesleki ahlak değerlerinden ödün vermeyen yetenekli liderler yetiştirmektir.</p>
<p>Teknoloji güdümlü şirketler, küresel rekabet ortamında sürekliliklerini devam ettirebilmek için, sistematik bir yaklaşımla değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlayabilmelidirler. Böylesine sürekli değişen iş ortamında, mühendisler de kariyerleri boyunca teknik ve yönetimsel yeteneklerini geliştirmek zorundadırlar.</p>
<p>Bilişim Yöneticisi olmak için takım olarak çalışma alışkanlığı, yazılı ve sözel yetenekleri kuvvetlendirmenin yanısıra, yüksek teknoloji kurumları tasarlama, uygulama, yönetme ve eniyileştirme becerisi kazanma ve sistem entegrasyonu görüşlerini geliştirme eğitimleri alınır.</p>
<p>Günümüzde artık yurtdışı ve yurt içinde önemli üniversitelerin işletme ve mühendislik fakültelerine bağlı enstitüler, belli bir süre iş tecrübesi olan öğrencileri yüksek lisans programları ile bilişim yöneticiliğine MBA benzeri programlarla hazırlamaktadır.</p>
<p>Genç Bir BT Uzmanının Hikayesi&#8230;</p>
<p>Lise yıllarında öğrencim olan Naveed işletme birinci sınıfta okumaya başladığında “bilgisayar donanım, yazılım, destek ve servisi sağlayan” küçük bir şirket kurdu. Gece-gündüz, bir kaç arkadaşının da desteğiyle, anahtar teslim ofis ağlarını kuruyordu. İş bittikten sonra müşterilerine sınırsız teknik servis hizmeti sunmaya da devam ediyordu.</p>
<p>Naveed’in yakasındaki kartta “IT Specialist” (BT Uzmanı) Naveed Danish yazılıydı. Müşteri için bunun anlamı “çıkabilecek her türlü sorunu çözme garantisi” olmalıydı. Öyle de oldu. Çok geçmeden yaptığı ün sayesinde başka bir iş teklif edildi Naveed’e&#8230;</p>
<p>Yeni işinde Naveed uçak biletleri rezervasyon sistemlerinde sayısı tüm dünyada sayıları onu geçmeyen dev şirketlerden birinin 6 ülkeyi kapsayan Bölge BT Şefi (Regional IT Manager) oldu. Bu şirket hem uydu hattı kiralayıcısı, hem tüm dünyada online kullanılan kendilerine ait bilgisayar işletim sisteminin sahibi ve hem de kiralayıcısı idi. Dünyada kendi sistemleri üzerinden kesilen her biletten belli bir ücret alıyorlardı. Naveed kendi ajentasında aylık 3-4 milyon dolarlık bilet satışı yaparken, diğer ajentalara da teknik ve eğitim servisi sağlıyordu. Bu işe başladığında üniversiteyi yeni bitirmişti. Bir ayın en az 15 gününü yurtdışında geçirmesi gerekiyordu. Naveed’in yaka kartındaki “BT Uzmanı” titri geçtiğimiz sene itibarıyla onu Microsoft’un dünyadaki 70 bölge temsilcisinden biri konumuna getirdi.</p>
<p>Sonuç&#8230;</p>
<p>Gerçeğe bakılırsa çok hikaye dinlemenin ve çok film seyretmenin en kötü yanı, kendi hikayeni yazmaya veya kendi filmini çekmeye vakit bulamamandır&#8230;.(TB Sözü). Kendi başarı hikayeni yazmak istiyorsan, nasıl bir eğitim alman gerektiğini, farklı ve sıra dışı hangi özelliklerinin olduğunu yada hangilerini geliştirebileceğini iki kere düşünmelisin.</p>
<p>Naveed’in aldığı eğitimle birlikte, onu başarıya götüren bir kısım kişisel özellikleri vardı&#8230; Öncelikle lise bittiğinde anadilinin dışında üç dili kusursuz konuşabiliyor olması&#8230; İşletme okusa da bu süre zarfında kendini bilgisayar alanında da geliştirmiş olması&#8230; Kolayca problem tespit etme, çözüm için planlama, riskleri hesap etme, problem çıkmadan alternatif çözüm yolları üretme ve iyi bir ekip kurma gibi&#8230;</p>
<p>Üniversite 1. sınıftan itibaren şoförlüğünü yapan Igor mekanik ve elektronik dehasıydı. Altey iyi bir istatistikçi ve bilgisayar uzmanıydı. Davet edildiği iftarlara Igor’u götürmekte tereddüt bile etmezdi. Sıcakkanlı ve samimi olması da başka bir pozitif yönüydü onun. Defalarca bana ulaşamadığında evi arayıp yemek hazırlatması ve kapının önünde çocuklar için aldığı hediyelerle beni beklemesi, içtenlik ve sevgisini paylaşmakta aceleci olduğunu gösteriyordu.</p>
<p>Öğrencilerime “bu iş hayatta olmaz” cümlesinin yerine “bu meseleyi nasıl çözebiliriz?” sorusuna odaklanmaları gerektiğini anlatırdım. “Çözüme katkın yoksa problemin bir parçası olursun.” Naveed bunu yaşayanlardan biriydi. Hatta çalıştığı insanlara çözümün ta kendisi olduğuna da inandırmıştı.</p>
<p>Herhangi bir işle ilgili problemi çözerken daha verimli, daha ekonomik, daha kullanışlıyı bulmak için, kimsenin değiştirmeyi düşünmediği yada cesaret etmediği kuralları değiştirmekten kaçınmıyordu. Başka bir deyişle “Değişim Mühendisi”ydi o. Bu arada “Değişim Mühendisliği” de ne demek dediğinizi duyar gibiyim. Bu kavram hantal, verimsiz ve kar getirmeyen yapıları, yine yapının içinde yapılan küçük değişikliklerle hızlı, verimli ve kar getirir hale getirmek için yapılan tüm çalışmalara verilen isimdir.</p>
<p>Hangi Meslek Dalları<br />
Bilişim Yöneticisi ve Bilişim Teknolojisi Uzmanına İhtiyaç Duyar?</p>
<p>21. yy; yeni iş tanımlarının yapıldığı, o işe uygun özellikleri taşıyan kişilerin yetiştiği yada ekiplerin kurulduğu ve o işe bir meslek isminin konduğu pek çok değişimi yaşatıyor bizlere. Gençler olarak bizlere düşen, hedeflerini koyup yürürken, zamanla karşımıza çıkabilecek zorluklara bilgi ve yetenekle donanımlı bi şekilde hazırlıklı olmamız gerekiyor.</p>
<p>Bilgisayar Mühendisliği, Bilişim Teknolojosi, Bilgisayar, Bilgisayar Bilimi, İnternet Teknolojisi, Multimedya, Bilişim Teknolojisi &#038; Multimedya, Multimedya&#038;Yazılım Mühendisliği, Bilgisayar Yazılım Mühendisliği, Business Bilgisayar, Business Bilişim Teknolojisi, Elektronik Ticaret, İletişim&#038;Elektronik Mühendisliği, Elektrik&#038;Elektronik Mühendisliği, Business&#038;Bilişim Sistemleri, Elektrik &#038;Elektronik, İletişim&#038;Elektronik, Multimedya Dizayn, Dijital Animasyon, Dijital Animasyon &#038; Bilgisayar Oyun, Reklam ve Grafik Dizayn, İç Dizayn, Grafik Dizayn, Endüstri Dizayn, Görsel ve Dijital Sanatlar, İnteraktif Multimedya Dizayn, Animasyon &#038; Dijital Dizayn, Basın Yayın &#038; Multimedya, bilişimle ilgili bazı meslek dalları… Meslek dallarını şu şekilde genişletebiliriz:<br />
Bilgisayarı ve teknolojiyi birleştirip kullanabildiğiniz her alan bilişim yöneticisine veya bilişim teknolojisi uzmanına ihtiyaç duyar.</p>
<p>Ve Silikon Vadisi…</p>
<p>Bilişim Teknolojisinin kalbi olan “Silikon Vadisi”, San Jose ile San Francisco arasındaki 80 km’lik koridora dizilmiş teknoloji devlerinin ev adresidir. Dünyanın en büyük high-tech şirketlerinin %20 si buradadır. 101.karayolu üzerinde 10 dakikalık bir mesafede;Intel, Cisco Systems, 3Com, Sun Microsystems ve Netscape Communications gibi 5 büyük şirketin yıllık geliri, 500 milyar dolarlık marketin 80 milyar dolarını oluşturuyor.</p>
<p>Burası IQ&#8230;<br />
Apple Bilgisayarın kurucularından Steve Jobs şöyle diyor: Risk almaktan daha önemlisi yeni bir fikri olmasıdır Silikon vadisinde yaşayanların. Her zaman daha mükemmel, daha kaliteli, daha hızlı, daha ucuz olanı ortaya çıkarmak yeni gelenleri bir anda zirveye taşır burada. Vadide gittiğiniz okul, etnik altyapınız, ailenizin soyağacını kimse merak etmez. Sadece IQ’nuzu ispatlamanız istenir. Kadınların ve Afrikalı Amerikan şirketlerin azlığını hesaba katmazsak bu şekilde çalışır vadide işler. Silikon vadisi bir fazilet sistemidir. Yani yeteneğe göre mevki verme yeridir. Giydiğinizin, yaşınızın, görünüşünüzün burada önemi yoktur.</p>
<p>Devlet-Üniversite -Endüstri İşbirliği<br />
Silikon Vadisinde bulunan üniversitelerden biri olan Kaliforniya Santa Cruz Üniversitesi (University of California Santa Cruz) bu yıl NASA ile yaptığı anlaşma sonucu Silikon Vadisine İlk Adım programı (Silicon Valley Initiative) “Araştırma Merkezi” kurdu. 2003 yılından başlayarak 10 yıl için üniversiteye 300 milyon dolarlık bütçe verildi. Burada öğrenciler yüksek seviyede bilim ve mühendislik eğitimi alacaklar ve araştırmalar yapacaklar. Hemen yanı başlarında dünyanın bilişim lideri şirketler ortak projeler yada staj imkanları için hazır.</p>
<p>“Silikon Vadisine İlk Adım programı”, 2004 yılında NASA araştırma parkının da Silikon vadisine kurulması ile 33600 yeni iş gücü ve 3.2 milyar dolarlık yıllık kar getirecek yeni bir yatırımı da destekleyen bir proje. “Devlet, akademi ve endüstri elele”nin güzel bir örneği.</p>
<p>Üniversite kısa adı “BIN-RDI” olan bir enstitü kurdu. Bu enstitü biyoteknoloji, bilişim ve nanoteknoloji üzerinde araştırmalarda yoğunlaşacak. BIN-RDI’nin açılımı The Bio-Info-Nano Research and Development Institute yani Biyoloji-Bilişim-Nanoteknoloji Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü. Ayrıca konuyla ilgili yeni eğitim metotlarını da geliştirmeyi amaçlayan enstitü, yatırım gücünü ve teknoloji siyasetini de bilimsel verilerle yönlendirecek bir güç olacak.</p>
<p>Silikon Vadisine İlk Adım programı gelecek teknolojik devrimin çekim gücünü birbirine daha da yaklaşan biyoteknolojinin, bilişim teknolojilerinin ve nanoteknolojinin oluşturduğu bilinciyle;</p>
<p>• yeni nesil silikon temelli yeni malzeme ve metotların sınırlarını zorlayan teknolojiler,<br />
• kesmeden cerrahi müdahaleleri ve körler için görme çiplerini içeren ultraminyatür tıbbi ve cerrahi aletleri,<br />
• genetiğe özgü ilaçlar, kişisel moleküler hap formları,<br />
• zarif, sağlam, kusursuz, uyarlanabilir, malzemeler,<br />
• enerjiyi koruyan ve en iyi şekilde kullanan biyolojik sistemlere benzeyen makineler,<br />
• biyolojik sensörler ve dedektörlerin birleşmesinden oluşan aletler,<br />
• giyim kuşam, sağlık ve ulaşımda yüksek kaliteli tüketici ürünleri ve benzeri çalışmalarda kurduğu ekiplerle yeni bir inkübatör misyonu yüklenecek.<br />
İnkübatör</p>
<p>İnkübatör kuluçka makinesi anlamına gelmekle birlikte, iş dünyasındaki anlamı şöyledir:<br />
Genellikle yüksek teknoloji şirketleri tarafından kurulur. Yeni ve tecrübesiz küçük şirketlerin yada şahısların bir araya gelerek oluşturduğu bir hizmet birliğidir. Yüksek teknoloji şirketi bu ortamda müteşebbisliği destekler, engelleri asgariye indirmeye yardım eder, yeni iş oluşumlarını ve gelişmesini destekler.</p>
<p>Türkiye’de Bilişim</p>
<p>İnkübatörler İşbaşına&#8230;</p>
<p>Türkiye&#8217;de KOSGEB’in çatısı altında üniversite- sanayi odası- KOSGEB işbirliği ile üniversite kampüsleri içinde açılmış on iki teknoloji geliştirme merkezi de inkübatör mantığıyla açılmıştır. Bu merkezler de yeni kurulan işletmeleri destekleyen ve onlara işlik, iletişim altyapısı, danışmanlık vb. gibi çeşitli hizmetlerin sunulmasını sağlayan bir tür işletme destekleme birimi olarak görev yapacaklardır.</p>
<p>Kongreler, Konferanslar&#8230;</p>
<p>2000’li yıllarla Türkiye kongre, seminer, konferanslarla bilişim sektörünün neler yapabileceğini anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. Akademik Bilişim Konferansı 1999 dan bu yana üniversite ve sektördeki şirketleri buluştururken, 1. Kobiler ve Bilişim Konferansı bu yılın şubat ayında gerçekleşti. E-devlet, e-imza gibi konular üzerinde yoğunlaşan problemlerin tartışıldığı bir konferans oldu. 2004’te ikincisi gerçekleşen uluslar arası bir konferansa daha ev sahipliği yaptı Türkiye. “KOBI’lerden Sorumlu Bakanlar Konferansı” Küresel Ekonomide Girişimciliğin ve Yenilikçi KOBİ’lerin Geliştirilmesi” ile ilgili bu konferansta 66 ülkeden 58 konuk bakan vardı. Türkiye’nin en önemli bilişim kongrelerinden birisi ise 2004’te dördüncüsü gerçekleşen “Bilişim Zirvesi” oldu.</p>
<p>İzmir ve Gebze İleri teknoloji Enstitüleri</p>
<p>Türkiye’de şu anda iki yüksek teknoloji enstitüsü mevcut bunlardan biri İzmir’de diğeri ise Gebze’de. Gebze Yüksek Teknolojisi Enstitüsünün (GYTE) kurulması ise pek çok sanayi kuruluşunun Gebze civarında olması nedeniyle, endüstrinin merkezinin üniversite ile buluşması şeklinde planlandığı biliniyor.</p>
<p>Eskişehir</p>
<p>Eskişehir de Türkiye’nin Bilişim merkezi olmaya aday çalışmalar var. Türkiye Bilişim Derneğinin gayretleriyle Eskişehir’i Türkiye’nin ve Avrupa’nın bilişim merkezi haline getirme hedefi doğrultusunda Eskişehir Valiliği ve KOSGEB ile birlikte “Yazılım Üssü” kurulması için ön protokol imzaladılar. Risk sermayesi desteğinin Eskişehir Yazılım Üssü’ne gelmesi için gayret göseriliyor. Eskişehir Yazılım Üssü’nü Türkiye’nin Silikon Vadisi olmasını hedeflenirken, International Science Parks Association ve International University Research Parks Association ile ortak çalışmalar başlattıldığı alınan haberler arasında.</p>
<p>BİLTEK-2005</p>
<p>Avrupa&#8217;nın en önemli bilişim platformu olması hedeflenen Uluslar arası Bilişim Kongresi, (Biltek-2005) 10-12 Haziran 2005’te Eskişehir’de gerçekleştirilecek. Biltek-2005 Ülkelerin bilgi toplumu olabilme yolunda izledikleri metotların tartışılıp karşılaştırılacağı, yaşanan ve yaşanabilecek sorunlara karşı çözüm yollarının belirleneceği, bilişimin en önemli unsuru olan yazılım teknolojilerinin her yönüyle ele alınacağı ve tüm Avrupa ülkelerinden karar verici mekanizmaların, bürokrat, teknokrat, akademisyen ve siyasilerin katılacağı bilimsel bir kongre olmayı hedefliyor.</p>
<p>Türkiye’de bilişim dünyasına yön veren, denetleyen, resmi ve gönüllü kuruluşlar var. TÜBİTAK (1963), Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (1983), Türkiye Teknoloji Geliştirme VAkfı (1991), Türkiye Bilimler Akademisi (1993), Türk Patent Enstitüsü (1994), Türkiye Bilişim Vakfı(1995), ve Türkiye Bilişim Derneği (1971) ilk akla gelenler. En popüler bilişim haber siteleri ise http://turk.internet.com ve www.bilisimokul.com/</p>
<p>Tablolarla Tablolarla Bilişim</p>
<p>Tablo 1 : Türkiye’de Mevcut Kamu Internet Uygulamaları<br />
No<br />
 Sınıflandırma<br />
 Kurum Sayısı<br />
 Erişilebilenlerin Yüzdesi<br />
 Genel Toplamın Yüzdesi </p>
<p>1<br />
 Sadece bilgi vermeye yönelik olanlar<br />
 4<br />
 4.0<br />
 2.5 </p>
<p>2<br />
 Karşılıklı iletişime imkan sağlayanlar<br />
 81<br />
 74.5<br />
 51.0 </p>
<p>3<br />
 Elektronik belge sağlayabilenler<br />
 24<br />
 21.5<br />
 15.0 </p>
<p> Erişilebilen Kurumların Toplamı<br />
 109<br />
 %100<br />
 %68.5 </p>
<p>1<br />
 Hazırlık Aşamasında Olanlar<br />
 4<br />
   2.5 </p>
<p>2<br />
 Web Sayfaları Sorunlu Olanlar<br />
 7<br />
   4.5 </p>
<p>3<br />
 Web Sayfası Bulunmayanlar<br />
 38<br />
   24.5 </p>
<p> Genel Toplam<br />
 158 </p>
<p> %31.5 </p>
<p>Kaynak: DPT-Türkiye’de Mevcut Kamu Internet Uygulamaları </p>
<p>Tablo 2 :Dünya’da Bilişim Alt Yapısı Büyüklükleri ÜLKELER<br />
 PC/100<br />
 Internet PC/10000<br />
 Online Nüfus%<br />
 Telefon/100<br />
 Cep Tel/100<br />
 TV/1000 </p>
<p>ABD<br />
 59<br />
 2928<br />
 62<br />
 70<br />
 37<br />
 847 </p>
<p>Avustralya<br />
 47<br />
 844<br />
 53<br />
 53<br />
 45<br />
 639 </p>
<p>Yeni Zelanda<br />
 36<br />
 901<br />
 46<br />
 50<br />
 40<br />
 501 </p>
<p>Singapur<br />
 48<br />
 438<br />
 50<br />
 49<br />
 68<br />
 348 </p>
<p>Norveç<br />
 49<br />
 1009<br />
 54<br />
 73<br />
 70<br />
 579 </p>
<p>Kanada<br />
 39<br />
 769<br />
 47<br />
 68<br />
 29<br />
 715 </p>
<p>İngiltere<br />
 34<br />
 281<br />
 55<br />
 57<br />
 67<br />
 645 </p>
<p>Hollanda<br />
 40<br />
 1017<br />
 54<br />
 61<br />
 67<br />
 543 </p>
<p>Danimarka<br />
 43<br />
 627<br />
 55<br />
 75<br />
 61<br />
 585 </p>
<p>Almanya<br />
 34<br />
 248<br />
 35<br />
 60<br />
 59<br />
 580 </p>
<p>İsveç<br />
 51<br />
 671<br />
 70<br />
 66<br />
 71<br />
 531 </p>
<p>Finlandiya<br />
 40<br />
 1023<br />
 48<br />
 55<br />
 73<br />
 64 </p>
<p>İsrail<br />
 25<br />
 268<br />
 17<br />
 1<br />
 70<br />
 318 </p>
<p>Brezilya<br />
 4<br />
 52<br />
 7<br />
 18<br />
 14<br />
 316 </p>
<p>İtalya<br />
 21<br />
 178<br />
 33<br />
 48<br />
 74<br />
 486 </p>
<p>BAE<br />
 13<br />
 176<br />
 33<br />
 42<br />
 59<br />
 294 </p>
<p>İrlanda<br />
 37<br />
 294<br />
 33<br />
 43<br />
 67<br />
 456 </p>
<p>Kuveyt<br />
 12<br />
 18<br />
 8<br />
 24<br />
 25<br />
 491 </p>
<p>Arjantin<br />
 5<br />
 73<br />
 11<br />
 21<br />
 16<br />
 289 </p>
<p>Lübnan<br />
 5<br />
 23<br />
 9<br />
 20<br />
 19<br />
 350 </p>
<p>Türkiye<br />
 4<br />
 11<br />
 6<br />
 28<br />
 25<br />
 286 </p>
<p>Kaynak: Benchmarking e-Government: A Global Perspective, Birleşmiş Milletler, Mayıs 2002 </p>
<p>Tablo 3 : Avrupa Birliği Tarafından kullanılan gösterge bilgileri </p>
<p>GÖSTERGELER<br />
 Türkiye<br />
 ABD<br />
 Japonya<br />
 AB </p>
<p>Her bin Çalışan İçinde ARAŞTIRICI Sayısı (TZE)<br />
 1.5<br />
 8.08<br />
 9,2.6<br />
 5.28 </p>
<p>GSYH İçinde ARGE’ye Ayrılan Pay<br />
 0.63<br />
 2.62<br />
 2.91<br />
 1.92 </p>
<p>Milyon Nüfus Başına Düşen Yıllık BİLİMSEL YAYIN Sayısı<br />
 93<br />
 708<br />
 498<br />
 613 </p>
<p>Avrupa Patent Ofisinden Alınan Milyon Nüfus Başına Düşen Yıllık PATENT Sayısı<br />
 ?<br />
 130<br />
 126<br />
 135 </p>
<p>Tablo 4: Türkiye’nin Avrupa Birliği göstergelerine göre5,10 ve10+ Yıl Hedefleri </p>
<p>GÖSTERGELER<br />
 1-Şimdiki Durum<br />
 2-5 Yıl Hedefi<br />
 3-10 Yıl Hedefi<br />
 4-10+Yıl Hedefi </p>
<p>Her bin Çalışan İçinde ARAŞTIRICI Sayısı (TZE)<br />
 1-1,5<br />
 2-5.0<br />
 3-6.0<br />
 4-7.0 </p>
<p>GSYH İçinde ARGE’ye Ayrılan Pay<br />
 1-0.63<br />
 2-2.0<br />
 3-2.5<br />
 4-3.0 </p>
<p>Milyon Nüfus Başına Düşen Yıllık BİLİMSEL YAYIN Sayısı<br />
 1-93<br />
 2-400<br />
 3-600<br />
 4-800 </p>
<p>Avrupa Patent Ofisinden Alınan Milyon Nüfus Başına Düşen Yıllık PATENT Sayısı<br />
 1-?<br />
 2-100<br />
 3-125<br />
 4-150 </p>
<p>(  * no&#8217;lu tablodaki rakamların karşılığı yukarıdaki verilerin başında yazan rakamlara denk düşer)</p>
<p>Tablo 5: Dünyada e-Devlet Uygulama ve Internet Kullanım Büyüklükleri </p>
<p><img src="http://www.genbilim.com/images/stories/genresim/b2.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/bilim-dallari/bilisim-bilim-dallari/teknolojiyi-yonetmek.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>PhotoShop için:CorelDraw X3 Full Versiyon Resim Anlatımlı Kurulum ile</title>
		<link>http://www.bilimvehayat.com/programlar/photoshop-icincoreldraw-x3-full-versiyon-resim-anlatimli-kurulum-ile.htm</link>
		<comments>http://www.bilimvehayat.com/programlar/photoshop-icincoreldraw-x3-full-versiyon-resim-anlatimli-kurulum-ile.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 14:11:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Programlar]]></category>

		<category><![CDATA[coreldraw]]></category>

		<category><![CDATA[photoshop]]></category>

		<category><![CDATA[program]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bilimvehayat.com/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[CorelDraw X3 (CorelDraw 13 olarakta geçiyor) Nero image dosyası olarak kayıtlı. Ama isterseniz CD&#8217;ye de kaydederek kullanabilirsiniz. Veya Alcohol %120 ile sanal sürücüye tanıtarakta kullanabilirsiniz.

Alcohol %120 Crack dosyası ve kurulum anlatımı içinde:
http://rapidshare.com/files/7145150/Alcohol_120.rar
&#8220;rapidshare.com/files/7145150/Alcohol_120.rar&#8221;
Corel X3 bende var ben sadece Keygen istiyorum diyorsanız Buyrun:
http://rapidshare.com/files/7003632/&#8230;Activation.rar
CorelDraw X3 Linki (Rar dosyaları şifresizdir):
http://rapidshare.com/files/7120541/&#8230;CD_1.part1.rar (90.6 MByte)
http://rapidshare.com/files/7143778/&#8230;CD_1.part2.rar (90.6 Mbyte)
http://rapidshare.com/files/7059284/&#8230;CD_1.part3.rar (65.8
Mbyte)
Keygen Dosyası cd&#8217;nin içinde mevcuttur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CorelDraw X3 (CorelDraw 13 olarakta geçiyor) Nero image dosyası olarak kayıtlı. Ama isterseniz CD&#8217;ye de kaydederek kullanabilirsiniz. Veya Alcohol %120 ile sanal sürücüye tanıtarakta kullanabilirsiniz.<br />
<span id="more-56"></span><br />
Alcohol %120 Crack dosyası ve kurulum anlatımı içinde:<br />
http://rapidshare.com/files/7145150/Alcohol_120.rar<br />
&#8220;rapidshare.com/files/7145150/Alcohol_120.rar&#8221;</p>
<p>Corel X3 bende var ben sadece Keygen istiyorum diyorsanız Buyrun:<br />
http://rapidshare.com/files/7003632/&#8230;Activation.rar</p>
<p>CorelDraw X3 Linki (Rar dosyaları şifresizdir):<br />
http://rapidshare.com/files/7120541/&#8230;CD_1.part1.rar (90.6 MByte)<br />
http://rapidshare.com/files/7143778/&#8230;CD_1.part2.rar (90.6 Mbyte)<br />
http://rapidshare.com/files/7059284/&#8230;CD_1.part3.rar (65.8<br />
Mbyte)</p>
<p>Keygen Dosyası cd&#8217;nin içinde mevcuttur. Burada anlattıklarım Corel X3&#8242;te kurulum problemleri yaşayanlar ve hiç kuramayanlar için temel oluşturmak içindir. İleri düzeyde olanlar ayarları kendilerine göre değiştirebilirler.</p>
<p>CD&#8217;yi çalıştırdığınızda aşağıdaki görüntü gelecek (Resim 1):<br />
<img src="http://img123.imageshack.us/img123/5584/85501972an7.jpg" alt="coreldraw" /></p>
<p>Adım 1<br />
Burada &#8220;Install CorelDRAW(R) Graphics Suite X3&#8242;ü seçin.</p>
<p>Adım 2<br />
Dil&#8217;i seçerek yükleme işlemine başlayın. Wizard bölümü gelecek. Sakın acele etmeyin. Burayı geçince karşınıza &#8220;sign-in&#8221; bölümü gelecek. Burda eğer corel accountunuz var ise sol tarafa yazarak geçebilirsiniz. Corel&#8217;in güvenlik önlemi gereği account açmadan yükleme yapmıyor. Bunun için sağ tarafta bulunan &#8220;Need Account&#8221; bölümünde Education&#8217;ı seçiyoruz. (Resim 2) Create Account&#8217;a tıklıyoruz.</p>
<p><img src="http://img253.imageshack.us/img253/3347/15334469hl0.jpg" alt="coreldraw" /></p>
<p>Email kısmı hariç geri kalanları kafanıza göre doldurabilirsiniz. Education seçeneğini seçtiğimiz için meslek kısmını student olarak belirtmenizde fayda var (Not: yıldızlı alanları doldurmanız mecburi yoksa kabul etmiyor)</p>
<p>İşlem tamamlandığında Lisans anlaşması bölümü gelecek. Kabul edip geçin bu bölümü.</p>
<p>Bu bölümde yüklemek istediğiniz ve istemediğiniz özellikleri seçebilirsiniz. Sonra install tuşuna tıklayın. (Bkz. Alttaki Resim 3).</p>
<p><img src="http://img253.imageshack.us/img253/7985/26207205si3.jpg" alt="coreldraw" /></p>
<p>Adım 3<br />
Kurulumdan sonra Corel programını çalıştırıyoruz ve karşımıza register bölümü çıkıyor. Bu bölüm çıktığında sol alt tarafta “Already Purchase” var ona tıklayın. Kurulum işleminden sonra asıl meşakkatli olan programın kayıt altına alınması. Bu işlemide burda anlatıcam.</p>
<p><img src="http://img253.imageshack.us/img253/9021/23349409am2.jpg" alt="coreldraw" /></p>
<p>“enter product key” ekranı geldiğinde CD’de bulunan keygen dosyasını çalıştırın.</p>
<p>keygen ile “Generate” tuşuna tıklayıp serial number oluşturup onu kopyalayın (NOT: Keygen programını sakın kapatmayın)</p>
<p>Kopyaladığınız bu serial number’i alttaki resimde “1” ile numaralandırılmış yere yapıştırın.</p>
<p><img src="http://img253.imageshack.us/img253/76/36292417mt8.jpg" alt="coreldraw" /></p>
<p>Yapıştırdıktan sonra altta “2” ile işaretlenmiş phone corel aktif olacak ona tıklayın. Karşınıza alttaki gibi bir pencere gelecek.</p>
<p><img src="http://img253.imageshack.us/img253/3915/67445897rn1.jpg" alt="coreldraw" /></p>
<p>Burada “Installation Code” yazan yerdeki 19 haneli kodu aralarında ( - ) işareti olmadan keygende bulunan Installation Code yazan yere kopyalayıp yapıştırın.</p>
<p>Örnek: XI8WIAE9RN4HXG252WT</p>
<p>Activate&#8217;e tıkladığınız zaman activation kodu veriyor. Bunu kopyalayıp Yukardaki resimde de görünen Activation Code yazan yere yapıştırıyoruz. Program bazen bu activation kodunu kabul etmeyebiliyor. Eğer hata verirse Yeni key oluşturup Adım 3’ten itibaren tekrar yaparsanız bir problem olmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bilimvehayat.com/programlar/photoshop-icincoreldraw-x3-full-versiyon-resim-anlatimli-kurulum-ile.htm/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
