Anasayfa Yap   Favorilerime Ekle  
+ BilimveHayat - Bilim ve Hayatın Merkezi » Genel » İslamiyet » İslami Yazılar
 İslamda Çok Eşlilik Mevzuu

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: İslamda Çok Eşlilik Mevzuu  (Okunma Sayısı 116 defa) Seçenekler Arama
« : 04 Mayıs 2008, 15:17:18 »
lebronomars
Boston Celtics
Rektör
******


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1088


Üyelik Bilgileri
İslamda Çok Eşlilik Mevzuu

http://www.kurandersi.com/izle1.php?haber_id=678

Değerli arkadaşlar bugünde sizlerle günümüzde çok tartışılan ama her nedense çok değişik düşünceler ortaya atılan bir konuyu tartışmak istiyorum. Kuran bizleri çok eşliliğe mi yönlendiriyor? Ya da bir başka deyişle Kuran bizlere dört eşe kadar evlenmemize izin mi veriyor? Bu konu hakkında daha önce bir yazı yazmıştım ama Sayın Abdülaziz Bayındır Beyin sitesindeki konferansını dinleyince doğrusu tekrar yazma gereği duydum. Konu toplantıda bir konuğun sorduğu soruya cevapla başlıyor. Soruyu soran çok eşliliğin insan fıtratına aykırı olduğunu söyleyerek ayetin bizleri çok eşliliğe özendirmek yerine başka bir anlamı olduğundan bahsediyor. Benim değinmek istediğim konu soruyu soranın düşüncesinden ziyade Abdülaziz Beyin konuştukları fikirlerdir önce onu belirtmeliyim. Abdülaziz Bey konuğun bu sözüne itiraz ederek insan fıtratına aykırı sözüne önce kızıyor ve itiraz ediyor. Daha sonrada birden fazla evliliğin tam tersi, fıtrat gereği olduğunu belirtiyor. Doğrusu bu düşünce beni hayli etkiledi bu yazıyı yazmamdaki tek sebep de bu sözdür diyebilirim. Bunu savunan bir düşünce Ataerkil bir geçmişimizin yansımasıdır diyebilirim, çünkü rabbim asla bunu söylemiyor. Konuşmalara devam etmeden önce konuşulan ayeti sizlere hatırlatmak isterim önce. ( Nisa Suresi 3. Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.) Ayete lütfen dikkat edelim ve unutmayalım, yetimler konusunda adaleti korumak adına diye başlıyor. Şimdi konuşmanın tenkidine devam edelim. Sayın Abdülaziz Bey düşüncesini kanıtlamak içinde bakın nasıl örnekler veriyor. Bir aslan ininde bir erkek aslan, birçok dişi aslan vardır diyor ve devam ediyor, bir kümeste bir horoz vardır birçok da tavuk, devamındaki örnekte koyun sürüsünden bahsedip bir koç ve bir sürü koyun örneği veriyor. Tüm bu örnekleri de bakın fıtrata aykırımıymış dercesine veriyor. Bu sözleri duyunca doğrusu üzüldüm bazı fikirlerine katıldığım bir insanın kendisini yani insanlığı düşünmeden, akıldan yoksun bir canlının yaşamıyla karşılaştırması bence üzücü bir hata olsa gerek. Tam bu esnada bir dinleyici bu hayvanların çiftleşmesini örnek verse ne olur halimiz sizce. Konuşmanın devamında ise günümüzde erkeklerin sorumluluktan kaçtıkları için bir kişiyle evlenip diğer kadınlarla nikâhsız beraber oldukları örneğini veriyor, bu durumu düzeltmek yerine çare sanki çok eşlilikmiş izlenimi veriliyor. Yine ilginçtir günümüzde erkeğin kadından daha çok olduğu bilgisini de veriyor. Bu bilginin doğruluğunu bilemem ama eğer doğruysa iş daha da vahim. Eğer zenginler birden fazla eş alırsa, demek ki gariban evlenecek eş bulamayacak demektir. Verilen örnekten böyle bir sonuç çıkıyor, siz ne dersiniz? Bu durumda birçok erkek evlenemeyince de sapıklık yapması ve ırz düşmanı olması sizce kaçınılmaz olmaz mı? Konuşmanın devamında ortamın kötülüğü sanki tek evlenmenin suçuymuş gibi nasıl devam ediyor. Böylece kadınların zor durumda kaldıklarını hatta kadın hamile bırakılarak ne yapacağını bilmez durumlara düştüğünden bahsediyor. Onun içindir ki Kuran ikişer üçer dörder alın diyerek onların bu durumlara düşmesini engellediği örneğini veriyor adeta. Doğrusu tam bir erkek hükümranlığına örnek düşünce. Hani rabbim ayetinde kadın ve erkeğin birbiri üzerinde hakları vardı diyordu ne oldu unutuldu mu bu ayet? Kuran erkeğin kadından bir fazla hakkı olarak boşanan kadın eğer hamile ise onunla tekrar evlenme hakkını erkeğe vermiştir öncelik olarak bundan başka asla bir üstünlük yoktur. Elbette yaradılış bakımından farklılık vardır, beden gücü gibi ama konumuz bu değil. Konuşmanın devamını bir an kesip önce şu ayete bir bakalım çünkü ayeti unutup sanki birden fazla evlenmenin genele yani toplumun tümüne şamil miş gibi konuşmalar devam etmekte. Ayette ne diyordu yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız. Ama konuşmanın devamında bu unutuldu sanki bu emir Rabbimden her kez için inmiş gibi konuşulmaya başlandı. Bu ayetin önceki ayeti de hatırlayalım isterseniz. (Nisa sur. 2. ayet: Yetimlere mallarını verin. Temizi pise değişmeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu yapmak gerçekten büyük bir vebaldir.) Bu ayette bahsedilen yine emrimiz altında bulunan yetimlerden bahsediliyor. Peki, bir insanın, ailenin emrinde nasıl yetim olur önce bir düşünelim. İnsanın genelini ilgilendiren bir konu demek ki değil çok özel bir durum. Ayetin indiriliş zamanını da düşünebiliriz. Nasıl yetim kalır insanlar anne ve babaları ölmüştür, ne sebeple olabilir? Savaşta olur, tabi afette olur, kıtlıkta olur. Bunları çoğaltabiliriz hatta hiç aklımıza gelmeyecek bir konudan da olabilir. Demiyor mu rabbim ben sizlere her konuda örnekler veririm kuranda diye. Ama ayette bizlere anlatılmak istenen konu çok açık ve net yetimlerle ilgili ve bağlantılı. Nisa suresi ikinci ve üçüncü ayette yetimlerin haklarını yemememiz gerektiğini ve onların haklarını koruyamamaktan korkma halinde onlardan dört eşe kadar nikâhlanabileceğini belirtiyor. Rabbim ayetin devamında da adaleti sağlayamayacaksanız bir tek kadınla evlenme öğüdünde bulunuyor. Yüce Rabbim hiç açık bırakmadığı her konuyu daha da açıklayarak eğer bir özgür kadında bulamadığınız takdirde sağ ellerinizin sahip olduğu diye bahsedilen cariye ya da köleler ile evlenilmesinden bahsediyor. Şimdi konuşmaya devam edelim, bence tam bu esnada bana göre iş yolundan sapıyor gibi geldi bakalım siz nasıl düşüneceksiniz? Karşısında soru soran Hakan adında dinleyici bu esnada ayetin sonundaki (yahut cariyelerle evlenin diyor) dediğinde Sayın Bayındır beni şaşırtan sözlerini söyledi ve dedi ki cariyelerle evlenme, nikâh yoktur onlar zaten tümüyle senin mülkündür dedi ve karşısındaki Hakan ismindeki dinleyici ile kısada olsa bir tartışma yaşandı. Şimdi gelin birlikte düşünelim. Yüce Rabbimden bizlere inen Kuran acaba özgür insanlara mı inmiştir. Yani Peygamberimiz özgür insanların peygamberimidir? Gelen ayetlere Müslüman olan cariye ya da kölelerin iman etmesine gerek yok mudur? Elbette hayır. Böyle bir soruyu bile sormak Kurandan bence hiç nasiplenmemekle aynıdır. Kuran emrimiz altındaki cariye ya da kölelerin evlendirilmesinden bahseder bizlere ayetlerinde, hatta bizlerin özgür kadınlardan bulamadığımızda gerekirse onlarla evlenmemizi söyler. Kuran ın hiçbir yerinde cariye ile evlenmeden birlikte olunacağından asla bahsetmez. Eğer bunu söylersek Kuranda çelişki yaratırız Allah korusun. Ayrıca Sayın Bayındır kuranda cariye var derken köleliğin kaynağını kuruttuğunu söylüyor. Bence cariye kavramı ve kölelik kuran indiğinde toplumun kolay kolay kurutulması mümkün olmayan bir geleneği idi, bu düşüncesine katılmamda mümkün değil. Örneklerine gelince, eğer kuran geldiğinde kölelik kurutulmuş olsaydı ayetlerde verilen örneklerde yapılan bir hata veya yanlıştan sonra rabbim önce bir köle azat edeceksin demezdi. Demek ki kuran yavaş yavaş köleliği toplumdan kalkması için savaş vermiş ve topluma alıştıra alıştıra vaz geçirmiştir. Cariye konusunda konuşmanın sonunda bence ıslama yakışmayan bir cümleyle bitirmiş bakın ne diyor Sayın Bayındır. ( Bir cariyeyi odalık olarak kullanabilirsin ama hamile kaldığında ona ümürvelet denir artık satılamaz) diyor ve bu durumda onun hukuku var diyerekte tüm bunları savunuyor. Lütfen bir düşünür müsünüz bu nasıl bir hukuk, yani evlenmeden cariye ile beraber olacaksın ondan çocuk olduğunda ise ona bir isim takıp onu artık satamayacaksın deyip hukuktan bahsedeceksin. Bu hukuk nerede var? Kuran böyle bir hukuktan bahsetmez. Kuran kim olursa olsun evlenmeden nikâhına almadan kimseyle evlenilemeyeceği hukukunu söyler. Kim yazmış bu hukuku lütfen bilen varsa bana da söylesin de cahil kalmayayım. Yediğimizden yedireceğiz, giydiğimizden giydireceğiz hatta onlara kölem ve cariyem demeyerek onların kalplerini incitmeyeceğiz, ama Kuran ın verdiği namus, şeref, iffet ve haysiyetten onları mahrum bırakacağız lütfen akıllı olalım biraz derim. O devirde elbette cariyenin de kölenin de bir hukuku vardı bunu kabul etmeliyiz, hatta kuran inmeden önce durumları ise hiç iç açıcı değildi. Sayın Bayındırın bahsettiği cariyeler birer sex kölesi olduğu gibi, sahipleri arkadaşlarına ikramda bulunan bir rezilliğinde parçaları idiler. İşte kuran ın inmesi ile tüm bu rezillik sona ermiş ve hem cariye hem de köleliğin topluma ısındırarak yavaş yavaş sonu getirilmiştir.
İsterseniz şimdide konunun özetine gelelim. Rabbim birden fazla evlilik konusunu lütfen dikkat edin YETİMLER konusunda bahsediyor ama hem konuşmanın tamamında sanki yetimlere hitap yokmuş gibi, toplumun tümüne verilen bir izin olarak anlatılıyor. Şimdi sizlere bakın bir ayeti daha hatırlatmak istiyorum. (Nisa Suresi; 20 ; Bir zevcenin yerine başka bir zevce almak istemişseniz onlardan birine yükler dolusu mal vermiş olsanız da o maldan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek, açık bir günah işleyerek mi geri alacaksınız onu? 21. ayet; Hem o malı nasıl alırsınız ki? Daha önce birbirinizle derinden derine kaynaşmıştınız. Ve onlar sizden çok sağlam bir söz de almışlardı.) Bu ayete lütfen dikkat ediniz rabbim birden fazla kadınla evlenmek isteyenlere nasıl hitap ediyor. Bir başka kadınla evlenme niyetinde olanlara önce onlara yükler dolusu mal vermiş olsanız dahi geri almayın diyor. Dikkat edin yükler dolusu söz abartılı olarak özellikle söylenmiş aynı zamanda kızgınlık belirtisi var cümlede. Devamında da aslında ilginç ve daha belirgin kelimeler var. İftira ederek açık bir günah işleyerek mi geri alacaksınız diyor Yaradan, hâlbuki konu ikinci bir eş alma, sözleri görüyor musunuz özellikle kızgınlık ifadesini. Burada ikinci eşi alırken ne sebep göstereceksin diyor Allah, geçerli bir sebebin mi var, yoksa duygularının esirimisin diyerek nasıl bir yalan uyduracaksın anlamında ne kadar güzel açıklıyor. O malı nasıl alırsın diyor birbirinize ne güzel sözler verip derinden kaynaşmıştınız ve sizden sağlam sözler almıştı cümleleri evli olan her ailede verilen sözlerdir çok iyi bilirler. Bizler eşlerimizle evlenirken söz vermiyor muyuz ölene dek beraberiz, sevgimiz asla bölünmeyecek diye. İşte rabbim bizleri bu sözlerle birden fazla evliliğe özendirmiyor, hatta toplantıda konuşmacıya soru soran düşüncesine karşı çıkan Hakan ismindeki arkadaşımızın çok eşlilik tabiatın kanununa, insanın fıtratına aykırıdır sözünü bu ayet kanıtlıyor. Hatta hayvanlardan örnek verilmişken birçok hayvanın bile tek bir eşi olduğunu ona diğer erkek hayvanları yaklaştırmadığını hatırlatırım. Domuzdan da örnek vermek gerekirse eşini asla kıskanmadığını da belirtirim. Sayın Bayındır Allah ın Dünya üzerinde aklını kullanabilen tek canlı olan insan ile hayvanları örnek göstermesi ve onlardan verdiği örnekle çok eşliliği anlatmaya çalışması bence talihsizlik örneği diyebilirim. Bu yazımı okuyan kardeşlerime sormak isterim kendi çevresinde küçük, mini bir istatistik yapsın ve tanıdığı bayanlara sorsun. Sizler kocanızın üç ya da dört eş almasını kabul eder misin desin. Ben inanıyorum ki yüzde doksan dokuzu hayır kabul etmem diye cevap verir. İşte tabiatının kanununa aykırılık budur, fıtrat budur. Eğer bu sonuç tam tersine çıkarsa ben hatalı düşünüyorum diye kabul ederim. Şunu hatırlatmalıyım ki rabbimde bunu söylüyor bakın ayetinde bizlere neyi hatırlatıyor.( Nisa Sur.129 ayet;(Tutkunluk derecesinde isteseniz de kadınlar arasında adaleti sağlamaya asla güç yetiremezsiniz. O halde tam bir eğilimle bir yana yönelip de öbürünü askıdaymış gibi bırakmayın. Barışı esas alıp sakınırsanız, ALLAH çok affedici, çok merhametli olacaktır.) Ayetin başına bakar mısınız lütfen, çok isteseniz de birden fazla eş arasında adaleti asla sağlayamazsınız diyor Rabbim. Buradan da anlaşılıyor ki adaletin sağlanmaması yani adaletsizlik rabbim in istemediği bir durum bunun örnekleri kuranda çok vardır. Buradan da anlaşılıyor ki çok zor durumlar hariç, böyle bir durum istenilen bir koşul değildir. Bu durumda olanlar içinde ikazda bulunuyor ve ne yapması gerektiğini açıklıyor.
Bu yazımı söylediğim gibi Sayın Abdülaziz Bayındır Beyin Çok eşlilik konusundaki konuşmasına binaen yaptım, lütfen sizlerde o konuşmayı dinleyip düşüncelerinizi yazarsanız bir tartışma konusu açılmış olacaktır. Rahman bizlerle olur inşallah.
ÖNEMLİ NOT: Peygamberimizin çok eşli olması bir gereksinmeden kaynaklanıyordu oda İslam ın yayılması içindi. Örneğin peygamberimizin eşlerinden birisi büyük bir toplumun liderinin kızıydı ki evlendiğinde tüm topluluk Müslüman olmuştur. Yine peygamberimizin cinsel konudan evlenmediğine örnek, ilk eşi öldüğünde onun sevgisinden yıllarca evlenmemişti. Ayrıca peygamberimiz için bu konuda özel bir durum olduğunu Rabbim in gönderdiği bir ayetten de anlıyoruz ne diyordu, Artık çok istesen de bundan sonra senin evlenmen yasaklanmıştır yani artık evlenemezsin gibi peygamberimize has ayet indirilmiştir. Onun içindir ki peygamberimiz yapmış bizde yaparız gibi yanlışa düşmemek gereklidir.
Logged

« Yanıtla #1 : 04 Mayıs 2008, 17:14:49 »
υℓт!мαтσм
Rektör
******


Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1071


Üyelik Bilgileri
Ynt: İslamda Çok Eşlilik Mevzuu

Sağol ömer.
Logged


   

   

   
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.5
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Lustrous by
sPaNdAu£r

FoRuMBoL Themes